KONYANIN GÜLÜ KIRMIZILI KADINA BURUK VEDA…
Hani hep sorar ya cenaze namazında hoca: “Hakkınızı helal ediyor musunuz?” Biz etsek acaba göçüp giden edecek mi? Oysa kimse sormaz ona “sen hakkını helal ediyor musun” diye. Konya’nın gülü Sultan abla, Sultan Özcan, kırmızılı kadın, bir melek… Göçüp gitti ya bu diyardan, sanki tanıdığım, sevdiğim, yakınımdaki birini kaybetmenin verdiği hüzünle donakaldım. Yüreğimde nasıl bir sızı hissettim ifade etmek zor. Onu etten kemikten hiç görmedim ama, görmeye de ihtiyacım yoktu zaten. Ben ona bakar bakmaz görmüştüm, ruhunu tanımış, kalbini anlamıştım. Yıllardır tanıyormuşçasına. Onun bir melek gibi hep gülen o yüzüne baktığımda gördüğüm şey safi temizlik hissi. Tertemiz. Çocuk gülüşündeki o masum ruh. Bambaşka bir ruh. İşte o yüzden öylesine üzdü onu hayat. Goethe dememiş miydi: “Dünya, hassas kalpler için cehennemdir.” Öyle ya, Sultan abla için de bir cehennem olmuştu. Ama o gülmeyi seçti, kötülüğü değil iyiliği seçti, şeytanlığı değil masumiyeti. Öyle güzel bir ruh. Esnafın kalbine kazınmış bir çocuk melek. Canım kırmızılı kadın. Özel........
