Hayatımızı Acımsızca Ele Geçiren Üçgen (Zenginlik,Fakirlik, Öğrenci Olmak)
Bu haftaki köşe yazımda şöyle bir şeye değinmek istedim: Son zamanlarda insanlarımız ne siyasetin bitmeyen tartışmasının peşinde, ne sporun rekabetinde eskisi gibi heyecan arıyor, ne de eğlencenin içinde gerçekten gülüp hafifleyebiliyor. Çünkü içimizde büyüyen şey “ilgisizlik” değil; bildiğin yorgunluk… Öyle bir yorgunluk ki insanın sadece bedenini değil, hevesini, sabrını, hatta merakını bile tüketiyor. Haber açıyorsun, iki dakika sonra kapatıyorsun. Bir sohbet başlıyor, “boş ver” diye bitiyor. Bir şarkı çalıyor, bitince geriye yine aynı ağırlık kalıyor. İçimizdeki hâl sanki aynı cümlede birleşti: “Ben artık taşıyamıyorum.”
Bu ülkenin içinde görünmez bir üçgen var. Bir köşesinde çok zengin olanlar var; hayatı zamla değil fırsatla okuyanlar… Bir köşesinde fakir olanlar var; içinde asgari ücretliler ve emekliler… Ayın ortasında cüzdanın değil yüreğin daraldığı insanlar. Üçüncü köşede ise üniversite öğrencisi olup çalışmaya mahkûm olanlar var; hem okuyor, hem işe koşuyor, hem de elindeki sınırlı burs/krediyle hayata tutunmaya çalışıyor. Bu üçgenin ortasında kalan milyonlar ise her gün biraz daha sessizleşiyor. Çünkü bazen sessizlik umursamazlıktan değil, tükenmekten doğuyor.
İnsanların diline dolanan bir cümle var: “Keşke asgari ücretin üç bin lira civarı olduğu günlere dönsek.” O günlerde de hayat pahalıydı, yine zordu, yine sıkışıyorduk. Ama çoğu insanın hafızasında şöyle bir his kaldı: “Yine de kira bir şekilde dönerdi; mutfak bir şekilde yürürdü; en azından yetmeye........

Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin