MUTFAKTA YANGIN, VİTRİNDE BAYAT EKMEK
Türkiye’de ekonominin nabzını tutmak için artık büyük verilere ya da karmaşık analizlere ihtiyaç yok. Bir pazar tezgâhına bakmak, bir market rafında durmak ya da bir halin içinden geçmek yeterli. Çünkü gerçek, rakamlardan çok insanların yüzünde okunuyor.
Ankara Hali’nde Ramazan Bayramı öncesi yaptığım gözlemler, yoksulluğun sadece yaygınlaşmadığını, aynı zamanda derinleştiğini de açıkça ortaya koyuyordu.
Sebze ve meyve fiyatları, vatandaşın alım gücünü aşmış durumda. Tarlada hayvanlara yem olan marulun tanesinin 70 liraya satılması, üretim ile tüketim arasındaki uçurumun en çarpıcı örneklerinden biri.
Bugün bir kilogram elma 100 lirayı bulmuşsa, zeytin, peynir ve yumurta gibi temel gıdalar dar gelirli vatandaş için artık lüks kategorisine girmiş demektir. Özellikle yumurta fiyatları, bu tabloyu daha da somutlaştırıyor. Tanesi 9–11 lira arasında değişen yumurta, dört kişilik bir ailenin günlük en basit protein ihtiyacını bile ciddi bir maliyete dönüştürüyor. Ay sonunda ortaya çıkan rakam, birçok hanenin bütçesini zorlayacak seviyeye ulaşıyor.
Balık ise neredeyse sofralardan tamamen çekilmiş durumda. En ucuz hamsi ve istavritin 150 liradan satıldığı bir ortamda, dört kişilik bir ailenin yalnızca bir öğünlük balık tüketimi için en az 300 lirayı gözden çıkarması gerekiyor. Çupra ve benzeri balıklar ise dar gelirli vatandaş için artık sadece uzaktan bakılan ürünler haline gelmiş durumda.
Döviz,........
