Gündemdeki Yeni Dünya Düzeni ve Çin
Yazı başlığı aklıma birden geçmişte popülerleşen bir reklam spotunu getiriverdi. Tüketimi pompalamak için bellekte kalıcı etki yaratan “eskisini atın yenisini alın” gibisinden bilinç altını hedefleyen kısa reklamın günümüzdeki yeni dünya düzeni arayışına uygun düştüğü kanısındayım. 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel düzenin SSCB 1991’de resmen dağıldıktan sonra yalnızca kapitalist blokta değil küresel çapta “istikrarlı hegemonya” düzenin patronluğuna soyunan ABD’nin Trump ile birlikte bu rolünden vazgeçtiği, kendi içine döndüğü ileri sürüldü. Bu bağlamda yeni bir düzenin hızla kurulmakta olmasının sancısını çektiği sürekli işlenmeye başlandı. İlginçtir eski düzenin nostaljiyle yorumlandığı, ABD hegemonyası altında kurulan hiyerarşik yapının kriz dönemlerinde sarsılmasına karşın bir şekilde çalıştığı ve ABD’nin güvenlik şemsiyesinden yararlanma yoluyla dışsal fayda sağlayan ABD müttefiklerinin, özellikle AB ülkelerinin, yaşadıkları şok ve şaşkınlıktan sonra yeni bir çözüm bulma arayışına girdiklerini görüyoruz. Bu ortamda ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a saldırısı ve bölgeyi yeniden düzenleme hırsı ve projesi gündemde. Saldırıya ve İran’ın karşı koymasına ilişkin haberler ve yorumlar süreklilik içinde yerli ve yabancı medyada yer alıyor. Bu çatışma ortamında Çin ne yapıyor? Özellikle Çin yönetiminin İran’a yapılan saldırı karşısında sessiz kalmayacağı düşünülürken beklenen tepkiyi vermemesi birçok siyasi aktör ve oyuncuyu şaşırttı. Çin’in siyasi yönetimi usta bir satranç oyuncusu gibi davranarak kurgulanmış oyunda yer almıyor ve satranç tahtasını da devirmiyor. Çin Komünist Partisi (ÇKP) ve devlet kadrolarının 2026-2030 yıllarını kapsayan 15. Kalkınma Planı’na odaklanarak çıkacak potansiyel engelleri bir kenara bıraktığını ve uluslararası çatışma ortamından uzak durarak belirlenen hedeflere kilitlendiği gözleniyor. Bu saptamalar yeni plan ve hedefleri çok kısa olarak özetlemenin anlamlı olacağını düşünüyorum.
Aslında yeni planın ipuçları bir önceki planda yer almaktadır. Doğal olarak iki plan arasında bir süreklilik görülmektedir. 14. Planda elde edilen sonuçlara kısaca göz atalım: 2021-2025 dönemini kapsayan 14. Beş Yıllık Plan’ın ilk bölümü modern sosyalist Çin’in inşasına ayrılmıştı. Sosyalist kültürün geliştirilmesi ayrı bir bölümde yer alırken, diğer bir bölümde sosyalist demokrasi ile hukukun üstünlüğünün ve ÇKP ile devlet denetiminin güçlendirilmesi ana temayı oluşturmaktaydı. Plan uygulamasına ilişkin olarak ÇKP Merkez Komitesi’nin merkezi ve birleşik önderliğinin güçlendirilmesi, birleşik planlama sistemi ve uygulamasında iyileştirmeye aynı bölümde yer verilmekteydi. Ulusal güvenlik ve silahlı kuvvetlerin modernizasyonu, müreffeh ve askeri açıdan güçlü bir ülke hedefi üzerinde diğer bölümde açıklamalar yapılmaktadır. Geri kalan onbeş bölümde ekonomi, sanayi, inovasyona dayalı kalkınma, tarım, bölgesel ve kırsal kalkınma, dijitalleşme, bilim ve teknoloji, kamu hizmetinde kurumsal yapı, gelir bölüşümü, sosyal güvenlik, çevre sorunları ve yeşil dönüşüm, kadın, çocuk ve yaşlılar için güvence ve koruma, kuşak-yol projesi, kültürel alanlarda öncelikler ve hedefler açıklanmıştı.
Planın ilk dört yıllık uygulama sonuçlarına ilişkin değerlendirme Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu başkanı Zheng Shanjie tarafından 9 Temmuz 2025 tarihinde Pekin’deki basın toplantısında yapılmıştır. Son plan döneminde öncü ilerleme, dönüşümcü hamleler ve tarihsel başarılar kaydedildiği vurgulanarak esnek bir ekonomik yapı, yeşil dönüşümde sağlam adımlar ve kararlı bir biçimde dışa açılma doğrultusunda dönüm noktasını oluşturan başarı sağlandığı vurgulanmıştır. 14. Plan’ın öncelikli hedefleri arasında yer alan ekonomik büyüme, emek üretkenliği, AR-GE yatırımları, kentleşme, ortalama yaşam beklentisi, gıda ve enerji üretiminde başarım beklentilerinin ötesine geçildiği açıklanmıştır. Tüm stratejik görevlerin yerine getirildiği ve 102 ana projenin düzgün olarak sürdürüldüğü vurgulanmıştır. Bu bağlamda 2020-2024 döneminde AR-GE harcamalarının 13. Plan dönemine göre %50 arttığı, özel şirket sayısının Mayıs 2025 sonunda 58 milyona ulaştığı ve 2025 yılı sonunda 2020’ye göre %40 oranında bir artış öngörüldüğü açıklanmıştır. Geçmiş dört yılda sağlanan ekonomik dönüşüm ve ilerleme sürecinde büyümede ağırlık nicelden nitele kaydırılmıştır. 2021-2024 kesitinde tüketim harcamaları büyümeye %56,2’lik katkıda bulunurken 13. Plan dönemine göre payını 8,6 puan artırmıştır. İç talebin ön planda olduğu büyüme sürecinin dışarıdan esen sert rüzgarlara karşı sürdürülebilir ve istikrarlı bir konuma getirildiği vurgulanmıştır. Çin’in geniş ölçekte gelişme ve Yapay Zeka teknolojisini sanayi sektöründe uygulayacağı belirtilmiştir. Plan’da 2035 yılına göndermede bulunularak uzun vadeli hedeflere bir bölüm ayrılmış olduğunu anımsayalım.
Gelelim 15. Kalkınma Planı’na; 23 Ekim 2025’de onaylanan, 2026-2030 dönemini kapsayan 15 bölüm ve 61 alt-bölümden oluşan ayrıntılı çalışma ekonomi, eğitim, sağlık, savunma, ekolojik dönüşüm, inovasyon, güvenlik, Çin’in birleşmesi (Tayvan) ve uluslararası açılım konularına yer veriyor. Nihai hedefin toplumsal refahın artırılması olduğu belirlenen planın başlıca dört ana başlıkta toplandığını vurguluyor: reel ekonominin anahtarı olarak sanayinin modernleşmesi, iç tüketimin artırılması, yeşil dönüşüm ve Çin’in gıda sektöründe ihtiyacı karşılamak için tarımın modernleştirilmesi.
Planın mihenk taşı “yeni nitelikte üretici güçler” kavramı temelinde modern bir sanayi sisteminin inşası olarak gözüküyor. Bu bağlamda üretim faktörleri olan emek ve sermayenin nicel olarak artırılması yerine teknolojik atılım, akılcı kaynak dağıtımı (bilgi, teknolojik sermaye, beceri) ve geleneksel sektörlerin sistemik dönüşümü ön plana çıkıyor. Geleneksel sektörler olarak belirlenen madencilik, metalurji, kimya, makine imalatı, gemi yapımının mevcut sanayi dokunun %80’ini oluşturduğu dikkate alınırsa kapsamlı bir yeniden yapılanmanın söz konusu olduğu gözleniyor. Sanayide yeni yapılanma veya reformun dijitalleşme ve yeşil dönüşüm üzerine odaklandığı görülüyor. Yeniden yapılanma ve dönüşümün 2025 yılı GSYH’sinin %7’sinin üzerinde bir kaynak gerektireceği de öngörülüyor. Büyümenin itici gücü olarak belirlenen dijital teknoloji kullanan sanayiler, yarı-iletkenler, elektrikli araçlar, robotik, biyofarmasötik (biyolojik kökenli ilaçlar) teknolojik yoğunluk, düşük karbon ayak izi bırakmanın yanısıra nitelikli iş alanı yaratma olanağı ve kapasitesine sahip olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda yeni imalat sanayileri olan biyo-malzeme imalatı, nükleer füzyon, beyin-bilgisayar arayüzü (BCI) veya beyin-makina arayüzü (BMI), kuantum, 6G’ye yer veriliyor. On yıl içinde belirtilen sektörlerin yüksek teknoloji donanımlı olarak hedefe ulaşması bekleniyor. Sanayi sektörüne ilişkin beklenti jeopolitik gerginlik ortamında teknolojik bağımlılığı azaltılmak, nüfus yaşlanmasını dikkate alarak büyümenin ağır yatırımlar ve kütlesel ihracat yerine yerli inovasyona dayalı dinamik bir sanayi olarak belirleniyor. Yalnızca sanayi sektöründeki hedefler ve açıklanan hedefler Çin’in sanayide kapsamlı bir dönüşüm yolunda ilerleyeceğini ortaya koyuyor. Bu nedenle ABD’nin küresel haydutluğa soyunduğu, İsrail’in Ortadoğu’da giriştiği katliam ortamında Çin’in belirlediği hedeflere ulaşmadan vazgeçmeden ilerlemesi ilginçtir. Konuya bir sonraki yazıda tekrar döneceğim.
Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in ırkçı-faşist saldırıları sürüyor ve yeniden sınırları belirleme ihtirasları ve planları ortaya saçılıyor. Eski düzendeki emperyalist politikalar maske takarak müdahale ediyor, darbeler yaptırıyordu. Geçmişe bakmak yeterlidir. Trump ile birlikte emperyalizm artık hiç maske takmadan yüzünü sergiliyor. Trump, İran ve Ortadoğu’dan sonra hedefin Küba olduğunu açıkça ilan ediyor! Gelişmeler yeni bir düzen arayışının ötesinde emperyalizmin hiçbir sınır tanımaksızın saldırısıyla özdeşleşiyor. Eski küresel düzen ve yeni düzen arayışı sürecinde ortaya çıkan farklılık kabaca emperyalist politikaların özü değişmezken yöntemdeki değişikliktir.
