Barış ve barışmak
Barış bir ütopya mı? Söylence mi? Son dünya savaşından günümüze dek toplumları sarsan, derin tahrip edici sarsıntılar yaratan birçok savaş yaşandı, yaşanıyor. Ülkemiz sınırlarının dışındaki yakın coğrafyada; kuzeyde, doğuda, güneyde silahlı çatışmalar, işgaller, katliamlar sürüp gidiyor. Çatışmaları tetikleyen, küresel ve bölgesel düzenin hakimi olmaya soyunan ABD ve İsrail uzak ara ön sırada yer alıyor. Örneğin ABD’de yönetim Demokratik Parti ve Cumhuriyetçiler arasında gidip gelse de emperyalist politika, hegemonik güç hırsı ve saldırganlık doğrudan veya çeşitli kılıflarda sürdürülüyor. ABD emperyalizmiyle özdeşleşen İsrail yayılmacılık doğrultusunda saldırganlık ve katliamlarda geri adım atmıyor.
Barış sözcüğü kaçınılmaz olarak 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Barış Derneği’ne karşı cunta rejiminin giriştiği saldırıyı, yöneticiler ve üyelerinden bir bölümünün haksız, hukuksuz şekilde hapsini çağrıştırıyor. Mevcut koşullarda ise barış ortamı ve demokrasi talep ve tartışmaları, periyodik görüşmeler ve tekrarlanan argümanlar ile lastik gibi sündürülerek son şekli verilmeye çalışılan çerçeve yasayla sınırlandırılmak isteniyor. Acaba demokrasiye yöneliş ve iç barış Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı sonuç bildirgesinde vurgulandığı üzere “hiçbir kategorik ayrım yapılmaksızın tüm örgütsel kademeleri ve yapıları kapsayacak şekilde bütünlüklü bir yaklaşımla ele alındığında” mı sağlanacaktır? Demokrasi yalnızca çerçeve yasanın onaylanmasıyla elde edilmesi beklenen gelişmelere mi bağlıdır? Bu ortamda DEM Parti milletvekili, İmralı Heyeti üyesi ve TBMM başkanvekili etiketlerini taşıyan kişinin muhalif basını tehdit edercesine hükümetten, dolayısıyla Cumhurbaşkanı ve AKP genel başkanının eleştirel sesleri susturmak için müdahalesini talep etmesi ne tür bir demokrasi anlayışını yansıtmıştır? Bu bağlamda yüzyıllık esareti gündeme defalarca getirip Lozan’a karşı çıkarak 1923 öncesini savunmak, şeriat bayrağı altında toplanarak silahlı isyan başlatanlara sahip çıkarak mı demokrasi yolunda ilerlenecektir?
Öncelikle vurgulanması gerekli husus eksiksiz demokratik rejimdir. Demokrasinin tüm ilkeleri yalnızca anayasalarda yazılı kalmamalı, uygulanmalıdır. Bu konuda siyasal yazın kitaplar, belgeler ve makaleler çok zengin bir külliyat oluşturuyor. Bu nedenle tekrara düşmemek için sözü uzatmadan barış kavramına ters bakışın yeni ve anlamlı bir örneğine göz atalım. Milli Eğitim Bakanı “Osmanlı ile Cumhuriyeti” barıştırma söylemiyle kısa bir süre önce vurguladığı “neyden kurtuluyoruz?”, sorusunun yanıtını kendince “daha önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” diyerek yanıtlamış ve........
