Hiç almasalar olmaz mı?
Eskiden beri milletvekili maaşlarının yüksek ya da çok yüksek olduğu konuşulmuştur. Konuşmak dediğim, uygulanabilir bir karara ulaşılması mümkün olmayan, yürürlükteki rakamın küçültülmesi gerekirken artırıldığı yollu öfke dolu sonuçlara ulaşılan konuşmalar. Adı geçen rakamın yükseltildiği konuşmalar ise her yıl yapılır. Daha doğrusu, salt bu amaçla değil de, genel olarak devletin gelirlerinin giderlerinin görüşülüp karara bağlandığı oturumlarda, çoğu kez özellikle adı sanı belirtilerek söz konusu edilmeden, başka ayrıntılarla birlikte ele alınır. O sırada, milletvekillerinin maaşları ve öteki “özlük hakları” da basının ve yurttaşların gündemine gelir; özellikle çalışanlarla emeklilerin alacakları maaş ve benzeri parasal haklarda dişe dokunur artışlar yapılmadıysa, bu gündeme gelişler epeyce gürültülü olur, ayrıca kısa sürede gündemden düşmez.
Bu yıl da öyle oldu. Benim bile aklımda kalan birkaç sayı ortaya çıktı. Benim bile dememin nedeni şu: Öyle sayıları oldum olası aklımda tutamam. Ama bu kez iki sayı aklımda kalmış. Maaşlar 275 bine yaklaşmış. Buna emekli olanların aldıkları da eklenince 450 bine çıkıyor. Bu sayıları kendi emekli maaşımla karşılaştırıyorum ister istemez, ayıptır söylemesi, bizimkinin yaklaşık 10 ile 16 kat üstünde.
Eh, olacak o kadar! Zat-ı muhteremler koskoca ülkenin yasalarıydı, bugünüydü, geleceğiydi, her şeyiyle uğraşıyorlar; onca sorumluluk alıyorlar; bir de evdeki horantanın ne yiyip içtiğini mi düşünsünler? Hem eskiden beri haklı yakınmalarını dinler dururuz. Burası demokratik bir ülke, bir diktatörün emriyle gelmiyorlar ya oraya… Halkımız seçip gönderiyor. Seçip gönderdikten sonra hiç mi ziyarete neyim gelmesinler? Onca seçmen gelip gittikçe bir yemek de mi ısmarlanmayacak, yenilip içildikten sonra, “Haydi beyler, pamuk eller cebe,........
