David Hockney: Görmenin yeniden icadı
Son yüzyılın en üretken sanatçılarından biri olan David Hockney, 88 yaşında hayatını kaybetti. Hockney, yalnızca çok üretmiş bir sanatçı değil görmenin, resmetmenin ve teknolojiyi sanatın içine katmanın yollarını sürekli yeniden düşünmüş bir ressamdı.
60 yılı aşkın üretim sürecinde on binlerce resim, binlerce dijital resim, tam sayısı bilinmemekle birlikte kayda geçmiş 218 baskı resim, özellikle 1970’lerde yoğun olarak ürettiği ve aralarında Richard Wagner ile Giacomo Puccini gibi ünlü bestecilerin eserlerinin de bulunduğu 15-20 civarında opera ve tiyatro için sahne ve kostüm tasarımı yaptı. Tam sayısı bilinmemekle birlikte, yüzlerce parçadan oluşan ve bir dönem seri olarak ürettiği “Joiners” adı verilen fotomontaj serileri de düşünüldüğünde, Hockney’in toplam üretiminin 35 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu sayı, 2024 yılında David Hockney’in tüm hayatını belgelemeyi hedefleyen Catalogue Raisonné (David Hockney'nin Tüm Eserlerinin Bilimsel Kataloğu) projesinin paylaştığı tahmine dayanıyor.1 Hockney’in üretim hacmi, sanat tarihinde yoğun üreten sanatçılar arasında da oldukça yüksek. Örneğin Picasso’nun 50 bin, Rembrandt’ın ise 2-3 bin civarında eser ürettiği düşünülüyor.
Fakat Hockney’i sanat tarihinde ayrıksı kılan şey, üretiminin hacminden çok, görme biçimleri üzerine ısrarla düşünmesiydi.
Sanatçının geniş malzeme kullanımının yanı sıra, kullandığı yöntemlere ve genel olarak resim sanatına yaptığı teorik katkılar da Hockney’i 20. ve 21. yüzyıl için sıra dışı bir isim haline getirir. Bunlardan en dikkat çekeni, fizikçi M. Falco ile birlikte çalıştıkları ve 2001 yılında Londra’da yayımladıkları “Gizli Bilgi: Eski Ustaların Kayıp Tekniklerini Yeniden Keşfetmek” hipotezi oldu. Yayımlandığı tarihten itibaren savunanlar ve karşı çıkanlar arasında ciddi bir tartışmaya yol açan bu tez, Batı Avrupa resminde Rönesans’ın başından beri gerçekçilik konusunda kaydedilen gelişmenin yalnızca sanatçının becerisiyle açıklanamayacağını, sanatçıların çalışma sürecinde kamera obscura, kamera lucida ve küresel aynalar gibi optik aletler kullanmış olması gerektiğini iddia ediyordu. Hockney, bu tez içinde kişisel beceriyle, yani gözle çizmek için “göz küresi” terimini kullanıyordu.
Bir diğer ilginç nokta ise her hipotezde olduğu gibi Hockney’in tezini bazı deneylere de dayandırmasıydı. Atölyesine 12.-19. yüzyıllara ait Batı Avrupa resimlerinin röprodüksiyonlarını toplayarak, Ingres’in “Madam Leblanc’ın Portresi” gibi gerçekçiliğiyle dikkat çeken bazı resimler için deneyler yaptı ve eski düzenekleri yeniden kurdu. Model üzerine küçük bir delikten ışığın sızdığı karanlık bir oda oluşturdu, bu sırada içbükey bir aynadan modelin portre görüntüsünü resmin üzerine yansıttı. Bu deneyler, Rönesans resminde izleyiciyi........
