Cumhuriyetçilerin birliği için kavramlar ailesi 5: İlkesel olarak anti-emperyalist olmak
Cumhuriyetçilik ve anti-emperyalizm arasında çok yakın bir ilişki bulunuyor. Hele bugün kimin ne olduğunu anlamak için emperyalizme karşı tutum altın değerinde bir kritere dönüştü.
Gerçi İngiltere, Fransa gibi ülkelerde 17. ve 18. yüzyıllarında gerçekleşen burjuva devrimleri çağında henüz kapitalizm erken dönemindeydi ve emperyalizmden bahsedilemezdi. Ancak yine de Fransız Devrimi feodal devletler ve İngiltere’nin rekabetçi düşmanlığı tarafından kuşatılacak ve uluslararası bir savaşla sürecekti. Devrimcilik ve yurtseverlik et ve tırnak gibi birbirinden ayrılmayan ikili haline gelecekti.
Savaş bütün cephelerde sürerken 1794’te Fransız Devrimi’nin doruğunda Jakobenler kölelerin zafere ulaştığı Haiti’nin bağımsızlığını tanıyacaklardı. Cumhuriyetçilik, devrimcilik ve ilkeli anti-sömürgeci olma arasındaki ilişkinin de doruğuydu.
Burjuvazinin halen ölesiye nefret ettiği Robespierre ve arkadaşları devrimin doruğunda iktidardan indirilip katledilirlerken tarihsel ilke çalışmaya başlayacak ve sermaye sınıfının ilkeli bir anti-emperyalizme sahip olamayacağına ilişkin belirtiler hızla kendisini dışa vuracaktı. Napolyon özgürleşen Haiti’ye donanma gönderecek ve tekrar sömürgeciliği inşa edecekti.
19. yüzyılın ikinci yarısındaki burjuva devrimleri ise emperyalizm çağına doğacaklar, büyük bir hızla kendilerini emperyalist paylaşım savaşı içinde bulacaklardı. 20. yüzyılın başında Almanya, İtalya ve Japonya’da, ayrı bir kategori de olsa İspanya’da ne Cumhuriyet ne devrim kalacaktı. Güçlenen kapitalist devletler dünyanın yeniden emperyalist paylaşımı peşine düşerken faşist, militarist, yayılmacı devletlere dönüşeceklerdi.
İşte dünya emperyalist ülkeler tarafından tamamen paylaşılmışken 20. yüzyılın başlarında burjuva devrimleri yeni bir içerikle karşımıza çıktı. Emperyalizme karşı olmadan bir ülkede bağımsız bir cumhuriyet kurmak imkânsız hale gelmişti. Feodal egemenler doğrudan emperyalizmin işbirlikçisine dönüşmüşlerdi.
Emperyalizmin boğucu gücüne karşı o zamanın devrimci ve yurtseverleri cumhuriyetlerini kurarken dünyanın ilk işçi sınıfı devleti olan Sovyetler Birliği ile dayanışma ilişkisi geliştirdiler. Emperyalizm denilen gaddarlığa karşı bu dayanışma ayakta kalmak için zorunlu hale gelmişti.
1923 Cumhuriyet Devrimi bu yeni durumun en erken ve tipik........
