Karadeniz’de felaketin ayak sesleri
Türkiye uzun bayram tatilini Akepe rejiminin ana muhalefet partisine yönelik operasyonunun yarattığı kaos görüntüleriyle geçirirken Karadeniz’de sivil gemilere yönelik saldırılar birbirini izledi.
28 Mayıs günü üç petrol tankeri SİHA’larla hedef alındı. X hesabını ilgiyle ve çok şey öğrenerek takip ettiğim denizcilik uzmanı Deniz Güler’in paylaştığı bilgilere göre, saldırılar Türkiye kıyılarına 35 ila 47 deniz mili arasındaki üç noktada gerçekleşti. Aşağıda yine Sayın Güler’den aldığım ve saldırıların gerçekleştiği yerlerin işaretlendiği haritayı görüyorsunuz.
İstanbul merkezli Tribeca şirketinden yapılan açıklamaya göre, üç tanker de boş olarak seyretmekteydi. Bunlardan yine Türkiye merkezli Pergamon Denizcilik Şirketi’ne ait olan Altura gemisi Mart ayında da saldırıya uğramıştı. Oraya yeniden değineceğim. Saldırılar Türkiye’nin resmen Münhasır Ekonomik Bölge (MEB), gayri resmi olarak da “Mavi Vatan” ilan ettiği bölge içinde yaşandı.
Birileri kızacak yine ama Karadeniz’de yaşananlar ve Doğu Akdeniz’de İsrail’in Sumud filosuna karşı gerçekleştirdiği haydutluk “Mavi Vatan” konseptinin sadece Türkiye ile Yunanistan arasındaki sürtüşmenin bir unsuru niteliğiyle kullanışlı olduğunu ortaya çıkardı.
Karadeniz’deki saldırı noktaları aynı zamanda Türkiye’nin arama kurtarma sorumluluk sahası (AKSS) içinde de yer aldığından Türk Kıyı Emniyeti gemilere yardıma gitti. Zarar ziyana ilişkin ayrıntılı bir duyuru yapılmadı ancak mürettebatın durumunun iyi olduğu belirtildi.
BBC’ye bakılırsa üç gemi de Rusya’nın hayalet filosundandı ve yaptırım listesindeydi. Çoğumuz artık ezberledik ama yineleyelim. Emperyalizmin haydutluk çağından denizler de payını fazlasıyla alıyor son yıllarda. Avrupa Birliği’nin yanı sıra ABD, İngiltere, Kanada, Fransa ve daha birçok ülke kafalarına göre, yaptırım listeleri hazırlayıp açık denizlerde ticari gemilere saldırıyorlar. Bahane kimi zaman Rusya bağlantısı oluyor, kimi zaman İran.
Bu haydutluk türünde de Trump çetesi başı çekiyor. ABD’nin saldırıları ticari gemilerle sınırlı kalmıyor. Karayipler bölgesinde uyuşturucu kaçakçılığı bahanesiyle balıkçı teknelerini hedef alıyor. Bunların bir bölümünü havaya uçurup, bir bölümüne el koyuyor. Bu saldırılarda ölenlerin sayısı iki yüzü aştı. ABD askerleri tarafından teknelerinden kaçırılıp yargılanacağı söylenen onlarca kişinin ise tamamı sonradan serbest bırakıldı. Haklarında açılmış tek bir dava bile yok.
Denizlerde durum bu merkezde ama İran, İsrail Birleşik Devletleri’nin haksız saldırısının ardından Hürmüz Boğazı üzerinde denetim tesis edince “serbest ticaret”, “seyrüsefer serbestisi” filan diye zırlayanların teki bu saldırılar hakkında ağzını açabilmiş değil. Neyse daha fazla dağıtmayıp konumuza........
