Siyasette korku, hınç ve Özkan Yalımgiller
Yalçın Küçük, Estetik Hesaplaşma kitabında korkudan "ahlakın silicisi" olarak bahseder. Tam olarak şöyle der: "Ahlak’ın silicisi korku’dur. Korku, en büyük ahlaksızlık jeneratörü oluyor. (...) Açlık korkusu, işsizlik korkusu, hapis korkusu, savaş korkusu ve giderek ölüm korkusu hep bir ahlak silicisi işlevini üstleniyor."1
Bizim bu yazıdaki konumuz "hapis korkusu" diyebiliriz; ancak sanki onun ötesinde, insanı iyice aşağı çeken başka duygular da işin içinde.
Son bir haftada tanık olduğumuz iki skandalı hatırlayalım: 2024 seçimlerinden sonra AKP’nin belediye operasyonlarına bir yenisi daha eklendi ve Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, seçmenin oy çuvallarını sırtlanarak AKP’ye geçti. Geçerken de "çok huzurluyum" açıklaması yaptı. Oysa o çuvallardaki oy pusulaları, siyaset sınıfının çıkarları, çekişmeleri ve korkuları etkisiyle saf değiştirirken halkın iradesi hiçe sayılıyordu. Biz Köksal’ın "ampulüne" kavuşmasını bu duygularla izlerken, tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın verdiği pişmanlık ifadesinin satır başları önümüze düştü.
Uşak Belediye Başkanı, parti değiştiren ya da değişmediği için tutuklanan diğer siyasilerden farklı bir nedenle tutuklanmıştı. Onu tutuklanmaya iten dalganın; AKP’nin "CHP davası" ya da daha açık bir ifadeyle iktidarı kaybetmemek için yükselttiği operasyonel süreç olduğunu biliyoruz. Ancak Yalım, bu sürece genç bir belediye çalışanıyla otel odasında yakalanarak dahil oldu. Nereden bakılırsa bakılsın, büyük bir utanç. CHP yönetimi de bu lekenin siyasi maliyetini hesaplayarak Yalım’ı partiden ihraç etti. Anlaşılan Yalım, ihraç kararı üzerine partisi ve çalışma arkadaşları aleyhine ifade vererek "etkin pişmanlık"tan yararlanma yolunu seçti. Ancak savcılara anlattıkları, Yalım’ın kendisini kurtarma motivasyonundan çok daha farklı bir ruh haliyle hareket ettiğini gösterdi. Eğer sızdırılan ifadelerde bir çarpıtma yoksa Yalım; partisinden bir erkek yönetici ile isimlerini vermekten geri durmadığı iki kadın yöneticinin otel odasında "viski partisi" yaptığını iddia ediyor ve hatta “grup seks” imasında bulunuyordu.
Bu anlattıklarının korkuyla ilgisi olduğunu sanmıyorum.
Çünkü "etkin pişmanlık"tan yararlanabilmesi için gerekli olan "itiraflar", 38. Kurultay ile ilgili olanlardı. İktidarın bu kurultayı mahkeme yoluyla iptal etmek istediği ve böylece CHP’yi bölmeye çalıştığı biliniyor. Dolayısıyla Yalım’ın ifadeleri, olası bir "butlan" kararının meşruiyetini sağlamak adına iktidara yeterince koz verdi.........
