menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'İttihatçı Ruh' ve Hz. İsa’nın 'kör olma, gör' dediği

26 0
05.06.2026

Gazeteci Cansu Çamlıbel’in CHP kayyımı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın çalışma arkadaşı Bülent Kuşoğlu ile yaptığı röportajdan sonra “İttihatçı akıl” kavramı bir kez daha tartışılır oldu. Kuşoğlu’nun dediklerini hatırlayalım: Devletin derinde bir aklı vardı ve o akıl Recep Tayyip Erdoğan’dan sonrasını planlarken CHP’ye de yeni bir şekil vermeyi uygun bulmuştu. Kayyımlığın devlet için bir beka sorununa dönüştürülerek meşru kılınmasını amaçlayan bu ifadeler, Etyen Mahçupyan’ın bir süre önce dile getirdiği “Yeni İttihatçılık” tanımını yeniden gündemimize soktu. Mahçupyan’a göre AKP’nin “Türkiye Yüzyılı” vizyonu, diğer devlet merkezli ideolojilerin eskimesi nedeniyle, İttihatçılığı yenilenmiş bir içerikle geri çağırmıştı.

Şöyle alternatif bir özet de yapabiliriz: 2000’li yıllarda İttihatçılığın ruhu, Kemalizmin tabelası altında yaşıyor diyen akıl dolu (!) analizleri çok dinlemiştik. İttihatçılık aşağı İttihatçılık yukarı... Liberal ve sol liberal kalem erbabının yazdıklarından bu ve benzeri iddialar hiç eksik olmazdı. O analiz, tarihin akışı karşısında güneşe bırakılmış dondurma gibi eriyince “İttihatçı ruh” başka bedene taşındı. Buna göre Kemalist ideoloji miadını doldurmuştu. Türkiye’nin yeni duygu haline ve politikalarına uygun düştüğü için o ruh, AKP’nin “Türkiye Yüzyılı” vizyonunda yeniden canlandı.

Kuşoğlu’nun sözlerinden sonra kısa süre için alevlenen İttihatçılık tartışmasına -çok var ama- bir düzeltme yaparak gireyim: İttihatçılar, farklı eğilimleri bir araya toplamadılar. İttihat ve Terakki, ANAP değildi. Türkiye’de “üç tarz-ı siyaset” aynı aydın yatağından ve aynı siyasal-tarihsel zarureti ifade eden bir bünyeden doğdu. Ek olarak, İmparatorluğu ayakta tutmak ve kurtarmak, farklı ideolojik eğilimleri birleştiren ortak nokta olduğu için aralarında müthiş bir geçişkenlik vardı. Hatta bir süre sonra geçişini durduramayıp yolunu sosyalizmde bulanlar bile oldu. Yani iki elini havada kenetleyen Turgut Özal misali, üç farklı siyasal eğilimi tek bünyede toplayarak ülkeyi satışa çıkarmak gibi bir yola girmediler. Notu burada tamamlayalım.

Gelelim Baba Bruegel’in “Körler Kılavuzu” tablosunu andıran halimize. Bu tablo pek çoğumuzun aşina olduğu önemli bir sanat yapıtıdır. Matta İncili 15:14’te İsa’nın dönemin dini liderleri için yaptığı bir eleştiriyi resmeder. Kitaba göre İsa, "Bırakın onları; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. Eğer kör köre kılavuzluk ederse, her ikisi de çukura düşer" der.

Türkiye’nin okumuş yazmışları en az son çeyrek asırdır kör kılavuzlar önderliğinde Türkiye analizi diye rüyaya yatırıldı. Bu entelektüel kılavuzların görevi de daha fazla körleşmeydi. Başardıkları için Türkiye halkı İsa’nın da öngördüğü gibi çukura........

© soL