menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AKP’nin kurtarıcı rüzgârı ne âlemde?

25 0
11.04.2026

AKP uzunca bir süre Yeni-Osmanlıcılığı Batı emperyalizmine mesafelenmeyi kapsayan bir ambalajla sundu. Ambalaj demişsem, ciddiye almadığım sanılmasın. Zaman zaman sert pazarlıklar yaşanmasaydı, mesafenin görüntüsü bile oluşturulamazdı. CAATSA yaptırımları, Halk Bankası davası ve daha nice gerilimin her biri gerçektir... 

Batı ile gerilen Ankara’nın Atlantik ekseninden kopabileceği ise bütün konjonktürlerde fantezinin ötesine geçmemiştir. Ancak bu tartışmanın da maddi bir zemini kesinlikle mevcuttu. 

Sovyetler Birliği’nin çözülmesiyle birlikte bütün kartlar yeniden dağılmış, Rusya’nın Yeltsin tasfiyeciliğinden kurtulmasıyla birlikte ABD’nin Yeni Dünya Düzeni/Tarihin Sonu hamlelerinin hayli abartılı bir kibre dayandığı açıklık kazanmıştı. Bu koşullarda çok sayıda orta düzey kapitalist ülkenin önünde, emperyalist sistemin jandarması veya düz bağımlı üyesi olmanın dışında ufuklar açılacaktı. 

AKP Türkiye’yi bu yola sokan değil, kendince bir istikrara taşıyan iktidar olmuştur. Ancak aynı süreçte kapitalizmin ciddi bir ilerleme kaydettiği açık olsa da, Türkiye’nin eriştiği rekabet gücü Erdoğan’ın iddialarına yetişememiştir. Yeri gelmişken, olay sadece bir yarış olarak da çözümlenemez. Ankara’nın sergilediği cüretkâr ataklığın emperyalist merkezler için gayet kullanışlı olduğu, en bilineni Suriye olan bir dizi örnekte görüldü. 

Bütün bunların sonuna geçen yıl gelmiş olduk. Erdoğan’ın Trump tarafından Beyaz Saray’da kabul edilmesi, AKP iktidarının, dengelerde sörf yaparak değil Washington’a demir atarak meşruiyetini yeniden üretebileceği yeni bir evrenin açılışıdır. Daha önceleri içeride her zayıf düştüğünde dış dinamiğe başvuran Ankara yine kabaca aynı şeyi yapmakta, dışarıda kurtarıcı rüzgâr aramaktaydı. Ama içerik tamamen değişmiş, Amerikan angajmanı 1950’lileri hatırlatan bir düzeye çıkmış........

© soL