menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Göbeğini Trump’la kesmek

21 0
05.03.2026

ABD-İsrail ikilisinin İran’a başlattığı saldırı beşinci gününe girdi. Kentler bombalanıyor, askeri hedeflerin yanında sivil yerleşimler vuruluyor. Bu pedofili çetesi, saldırının ilk gününde Minab kentindeki ilk okulu bombalayıp 160’dan fazla kız çocuğunu katletti. Emperyalist katliamlarından biri daha, hesabını sormak büyük insanlığın boynunun borcu olarak yazıldı tarih sayfasına. Dün sevgili Ali Ufuk’un (Arıkan), o kız çocuklarının katillerinin listesini tuttuğu ve yumruklarımızı sıkarak okuduğumuz yazısını o güne kadar masamızın üstünde saklamalıyız.

İçeride ise günlerdir süren ikiyüzlülüğe tanık oluyoruz. ABD’yi neredeyse hiç anmayıp saldırıyı İsrail’in kışkırtmasına bağlayan AKP, son iki günde İran’a okları sivriltti. Havuz medyasında köpüren düşmanlığa dün Hatay’a düşen füze parçasını İran’ı iyiden iyiye hedefe koymak için fırsata çevirme çabaları eklendi.

Daha fazlası var. Dışişleri bakanı Hakan Fidan’ın önceki günkü sözleri sıradan değerlendirmeler değil. Fidan, savaşın sona ermesinin İran’daki askeri kapasitenin yok edilmesine ya da ülkede bir rejim değişikliğinin gerçekleşmesine bağlı olduğunu ifade ediyor.

Bu sözler bir televizyon yorumcusundan gelse olasılıkları konu eden bir siyasi analiz olarak kabul edilebilirdi. Fakat konuşan Türkiye Cumhuriyeti’nin dış işleri bakanı. Dünyanın neresine giderseniz gidin o pozisyondaki birinin sözleri yorum değil tutum ifadesi olarak kabul edilir. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, savaşın bitmesi için saldırıya uğrayan ülkenin savunmasının tamamen yok edilmesini ya da oradaki rejimin değişmesini beklemektedir. Bu beklentiden önümüzdeki dönem AKP iktidarının göbeğini Trump’la kesmeye karar verdiği anlaşıyor. Şu saate kadar Erdoğan’dan Fidan’la çelişecek herhangi bir şey duymadık.

Bunun son derece tehlikeli ve aynı zamanda büyük bir kumar olduğunun altını çizelim.

Tehlike, bölgedeki emperyalist hesapların parçası olarak Türkiye’nin rolü neyse onu yerine getirmek zorunda kalması, kumar ise bu tercihin Kasım ayındaki ABD seçimlerinden çıkacak sonuçlara bağlı olmasıdır.

Göbeğini Trump’la kesmeye karar veren başkaları da var. İran’daki Kürt siyasi merkezleri başından bu yana ABD-İsrail saldırganlığının parçası konumundalar. Savaşın bir rejim değişikliği ile sonuçlanması için çaba gösteriyorlar. Önceki gün aralarında PKK’nin İran kolu olarak kabul edilen PJAK’ın da yer aldığı Rjhilat Siyasi Güçler İttifakı yaptığı açıklamayla bu tutumu açıkça ifade etti. İran’da bir araya gelen Kürt siyasi örgütleri diyor ki şu anda süren savaş İran halkıyla Amerika ve İsrail’in savaşı değil. Savaşın nedeni halkı rehin alınmış, hak ve özgürlükleri gasp etmiş diktatör ve baskıcı İslam Cumhuriyeti rejiminin varlığı. İran’ın Kürt siyasi grupları Trump-Netenyahu ikilisinin kazanmasını istiyor. İmkanları olsa İran’ı hemen verecekler.

Irak’taki iki Kürt partisinin ise İran’a saldırı başladıktan hemen sonra Trump’la görüştüğü biliniyor. Erbil’deki Amerikan üssü İran’a saldırıda önemli rol oynamaya devam ediyor.

Peki Suriye? Kürtleri İran’da rejime karşı yedekleyen, Irak’ta kalıcı karakol haline getiren ABD-İsrail’in Suriye’deki dengeleri gözden geçirmemesi için bir neden bulunmuyor.

Bu cephenin Türkiye’den verdiği sesleri de masum sayamayız. DEM parti bombaların altındaki İran için üçüncü yoldan, yeni bir yönetim modeli inşasından, halkın demokrasiye girişimlerinden bahsetmeyi tercih ediyor.

Demokrasi ve özgürlükler ittifakının bu kadar Amerikancı bir çizgiye oturduğu az dönem vardır.

Türkiye’yi ve bu topraklarda yaşayan her bir yurttaşın güvenliğini tehdit edecek bir büyük kumar oynuyor. Bu oyunu ancak anti-emperyalist tutumun toplumda güçlenmesi bozabilir.

Bu arada İran direnmeye devam ediyor. AKP iktidarı dahil bölgede Trump’la kader ortaklığı yapanların sayısı artarken İran’ın yenilmemesi önemlidir.

Minab’ta cenazeleri yan yana gömülen İranlı kız çocuklarına borcumuz var. Biz üzerimize düşenin fazlasını yapacağız.


© soL