menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kapsıyor mu, kapsamıyor mu?

37 0
05.03.2025

Öcalan’ın çağrısıyla ilgili en hararetli tartışma silah bırakma çağrısının Suriye’deki YPG/PYD’yi da kapsayıp kapsamadığı.

DEM Partililer, Mazlum Kobani, Salih Müslim çağrının kendilerini kapsamadığını ısrarla söylüyor.

Öcalan ile en çok görüşen, İmralı Heyeti’nin en önde gelen ismi Sırrı Süreyya Önder’e katıldığı yayında “Öcalan’ın çağrısı YPG’yi kapsıyor mu?” sorusu soruldu.

“İlkesel olarak herkesi kapsıyor. Bütün herkes için geçerlidir. Belki Pervin Hanım’la beraber Rojava’ya da gideceğiz” yanıtını verdi.

Beklendiği gibi çözüm sürecinde varılan mutabakatı herkes kendi kamuoyuna zafer ve başarı olarak anlatmaya çalışıyor.

Yani duyduğumuz herşey gerçek ya da fikri farkılılığı değil, çoğu nutuk ve propagandadan ibaret.

Eldeki somut bilgiler, ilerleyen süreçten çok taş düşebilir, ayı çıkabilir gibi akla gelebilecek bütün kötü ihtimaller konuşuluyor.

Öcalan’ın PKK’yı ve bugüne kadarki taleplerini miadını doldurmuş olarak tanımlayıp kendi örgütüne net bir kendini fesih ve silahın yerine demokratik siyasete geçiş talimatı vermesine ilgi fazla değil.

Gönüllü olarak kendimizi fesh edip, siyasi alan geçiyoruz diyen örgüt liderinin bunu ne karşılığında yaptığı sorgulanıyor.

Bunu yapmayı tercih ettiği yaptığına pek inanan yok.

Belki de sadece çoktan bırakılması gereken, anlamını yitirmiş silahları bırakmak için devletin açtığı uygun çıkış kapısından ibarettir herşey.

Türkiye’nin son yarım asırındaki en büyük sorun olan, hala 6,5 milyon insanın siyasi uzantısı olan partiye oy verdiği silahlı bir örgütün silah bırakması küçümseniyor.

Daha bir ay önce Ankara’da kritik bir askeri tesise saldırmış, son 40 yılda 40 bin insanı öldürmüş bir örgüte “Zaten bitmişti, eylem yapamıyorlardı” deniyor.

Dünyanın hiçbir normal ülkesinde milyonlarca insanın sempatizanı olduğu, hemen sınırların ötesinde 40 yıldır konuşlanmış bir terör örgütünün olamayacağı gerçeği, bu meseleyi çözmenin hem siyaset hem güvenlik açısından hayati olduğu meselesi hızlıca geçiliyor.

Daha ileri gidenler Öcalan’ın PKK’ya silah bıraktırıp, YPG ile yola devam edeceği gibi büyük oyunu deşifre ediyorlar.

PKK’lıların ulaşılmaz, erişilmez Kandil’de silah bırakıp, 2 milyon nüfuslu, dümdüz Rojava’da Türkiye’ye karşı tehdit olabileceğini inananlar en başta Türkiye’ye pek inanmıyorlar.

İkincisi 50 yıldır bölgede varolan bir örgütün aklını fazla küçümsüyorlar.

KCK’yı PKK’nın patronu sananlar, silah bırakmayı ellerini başının üzerine koyup teslim olmak zannedenlerle bu konuları konuşmak kolay değil.

Hikayenin biraz daha başına gidelim.

1999’da Öcalan yakalanınca, PKK’yı tasfiye kararı verdi.

Önce militanlara Türkiye’den çekilme talimatı verdi, ardından 2001 yılında Brüksel’de bir basın toplantısıyla “kötü hatıraları” var diye PKK kapandı yerine KADEK adında bir siyasi parti kuruldu.

Bu sırada Suriyeli, Iraklı, İranlı PKK’lılar Türkiye’ye karşı savaşıyorlardı. Bu ülkelerde PKK’nın herhangi bir askeri gücü yoktu. Hatta bir siyasi örgütlenmesi de yoktu.

Ama 2001’den sonra bu üç ülkede PKK, sırayla partiler kurdu.

Kardeş partiler değil. PKK’nın uzantısı olan partiler.

2002’de Irak’ta Kürdistan........

© Serbestiyet