menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enkazdı, çadırdı, konteynırdı... Sahi ben neydim?

16 0
22.09.2026

"Bazen, kendimi yaşamaktan çok, sürekli bir şeylerle mücadele ediyormuşum gibi hissediyorum" demiş, bana yazan bir depremzede.  

Her şeyi toparlamaya çalışan, hayata yetişmeye çalışan, tüm bunlar olurken de güçlü kalma çabasına sarılan ve en sonunda da yorgun düşen hepimiz gibi mi? Değil! 6 Şubat 2023'ün insanlarını "ben gibi" dediğiniz o noktaya sıkıştırmayın. Onlar, hayatın içinde değil, sanki kenarında oturup da seyrediyormuş gibi hissediyor. Yeniden yaşayabilmek için en büyük savaşı da içlerinde veriyor. 

Bana yazan o depremzede, "İnsanın en büyük yorgunluğu, hep güçlü olmak zorunda hissettiği yerde başlıyor" demiş bir de! 

Yeni evine girmek için gün sayıyormuş. Günleri sayarken de, kalmaya devam ettiği konteynırdaki eşyalarını sayıyormuş. Bir masa, bir kaç sandalye, bir çekyat, Kızılay ve diğer yardım kuruluşlardan gelen kıyafetler, mutfak eşyaları... Gündelik işlerle para kazanmaya çalışan eşinin emekli maaşıyla geçiniyorlarmış. Allah'tan çocuk henüz okul çağında değilmiş. Peki, yeni evlerini bu eldekilerle nasıl yaşanır hale getireceklermiş? 

Haklısınız, en büyük soru bu! 

Yükü en ağır soru belki de... 

6 Şubat'ın yorgun, yara bere içindeki ruhları da bedenleri de 2023'ün o felaket anından bu yana bu soruları heybelerinde taşıyor. Hani........

© sendika.org