Genişletilmiş sınıf mücadelesi
İnsanlar atomlardan değil, hikayelerden oluşur.
Kapitalist toplumsal formasyon, emek sürecini yalnızca üretim ve işyeriyle sınırlı bir etkinlik olarak değil; toplumsal yaşamın bütününe yayılan, gündelik hayatın dokularına nüfuz eden bir yeniden üretim rejimi olarak örgütler. Bu bağlamda sınıf mücadelesini yalnızca ücret, çalışma süresi ya da istihdam ilişkileri üzerinden kavramak, çağdaş kapitalizmin tahakküm biçimlerini açıklamakta giderek yetersiz kalmaktadır.
Bu yazı, sınıf mücadelesini çalışma alanıyla sınırlamayan; emekçilerin haklar mücadelesini toplumsal yeniden üretimin tüm alanlarını kapsayan bütünlüklü bir politik süreç olarak ele alan bir kuramsal çerçeve önermektedir. Temel savı, sınıf mücadelesinin yalnızca üretim sürecinde değil, aynı zamanda barınma, bakım, sağlık, eğitim, beden politikaları, kültürel normlar ve gündelik yaşam pratikleri üzerinden yürütülen çok katmanlı bir mücadele olduğu yönündedir. Bu yaklaşım, sınıf ilişkilerinin ekonomik olduğu kadar ideolojik, kültürel ve politik boyutlarını da hesaba katan genişletilmiş bir analiz gerektirmektedir.
Marksist teorinin erken dönem metinlerinde, emek gücünün yeniden üretimi ve toplumsal ilişkilerin bütünselliği açık biçimde vurgulanmasına rağmen, özellikle 20. yüzyılın ortalarından itibaren gelişen Ortodoks yaklaşımlar sınıf mücadelesini büyük ölçüde fabrika ve sendikal alanla özdeşleştirmiştir. Bu indirgemeci okuma, emekçilerin gündelik yaşamlarında maruz kaldıkları yapısal eşitsizlikleri ve tahakküm biçimlerini sınıf siyasetinin tali unsurları olarak değerlendirme eğilimini güçlendirmiştir. Oysa kapitalist birikim rejimi, yalnızca artı-değer üretimi üzerinden değil, emek gücünün sürekli olarak yeniden üretilmesini mümkün kılan toplumsal düzenlemeler aracılığıyla da işler.
Bu noktada toplumsal yeniden üretim kuramları, sınıf mücadelesinin kapsamını genişleten kritik bir teorik müdahale sunmaktadır. Ücretli emek ile ücretsiz emek arasındaki ayrımın, kapitalist üretim tarzının sürekliliği açısından merkezi bir rol oynadığını gösteren bu literatür, ev içi emek, bakım emeği ve duygusal emeği sınıf ilişkilerinin dışına iten yaklaşımları sorgulamaya açmaktadır. Böylece sınıf mücadelesi, yalnızca üretim alanındaki çatışmalarla değil, yaşamın yeniden üretildiği tüm toplumsal alanlarla ilişkilendirilmektedir.
Sınıf mücadelesinin genişletilmiş bir kavramsallaştırması, yalnızca ekonomik yapılarla sınırlı kalmayan bir iktidar analizini de zorunlu kılar. Gramsci’nin hegemonya kavrayışı, sınıf tahakkümünün rıza üretimi, kültürel normlar ve sivil toplum mekanizmaları aracılığıyla nasıl sürdürüldüğünü göstermesi bakımından bu tartışmaya önemli bir katkı sunar. Sınıf mücadelesi bu bağlamda, devlet iktidarının ele geçirilmesine indirgenemeyecek; gündelik hayatın anlamlandırma pratiklerinde yürütülen etik-politik bir mücadele olarak ortaya çıkar.
Günümüz kapitalizmi altında ise, güvencesizlik, taşeronlaştırma, borçlanma ve performans rejimleri, emekçilerin yaşamlarını bütüncül bir biçimde kuşatmaktadır. Çalışma zamanı ile yaşam zamanı arasındaki sınırların belirsizleşmesi, sınıf mücadelesini işyeri merkezli bir çerçevenin ötesine taşımayı teorik bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu nedenle, sınıf mücadelesini “çalışma hakkı” ile sınırlı bir talep seti olarak değil; yaşama dair hakların bütününü kapsayan bir politik mücadele olarak ele almak mücadelenin ufkunu genişletecektir.
Bu doğrultuda yazı, genişletilmiş sınıf mücadelesi, toplumsal proletarya, sınırda proletarya kavramlarını Türkiye’deki hak mücadelesi üzerinden değerlendirmeye çalışacaktır.
Üretim-yeniden üretim bütünlüğü: Genişletilmiş sınıf mücadelesi, üretim alanı ile toplumsal yeniden üretim alanı arasındaki yapay ayrımı reddeder. Ev içi emek, bakım emeği ve duygusal emek, sınıf ilişkilerinin tali unsurları değil; kapitalist üretim tarzının sürekliliği açısından kurucu bileşenleri olarak ele alınır. Bu nedenle sınıf mücadelesi, yalnızca ücretli emek alanında değil, yaşamın yeniden üretildiği tüm alanlarda sürdürülür.
Gündelik yaşamın politikleşmesi: Bu yaklaşım, sınıf mücadelesini olağanüstü siyasal anlara veya örgütlü işyeri çatışmalarına indirgemez. Gündelik yaşam pratikleri -barınma biçimleri, tüketim zorunlulukları, bakım ilişkileri, zaman kullanımı- sınıf tahakkümünün yeniden üretildiği ve aynı zamanda itirazın filizlendiği alanlar olarak görülür. Böylece sınıf mücadelesi, gündelik hayatın mikro düzeylerinde de okunabilir hale gelir.
İdeoloji, kültür ve hegemonya boyutu: Genişletilmiş sınıf mücadelesi, tahakkümün yalnızca ekonomik zor yoluyla değil, rıza üretimi aracılığıyla da sürdüğünü kabul eder. Eğitim, medya, aile ve kültürel normlar, sınıf ilişkilerinin yeniden üretildiği hegemonik alanlar olarak analiz edilir. Bu bağlamda sınıf mücadelesi, aynı zamanda anlamlar, değerler ve özneleşme biçimleri üzerinde verilen bir ideolojik mücadeledir.
Beden ve öznellik üzerindeki tahakküm: Bu kavramsallaştırma, sınıf mücadelesini beden politikaları ve özneleşme süreçleriyle ilişkilendirir. Sağlık rejimleri, performans normları, cinsiyetlendirilmiş iş bölümü ve biyopolitik düzenlemeler, sınıfsal tahakkümün somutlaştığı alanlardır. Genişletilmiş sınıf mücadelesi, bedenlerin ve yaşamların nasıl yönetildiğine dair çatışmaları da sınıf mücadelesinin parçası olarak görür.
Çoklu mücadele alanlarının eklemlenmesi: Genişletilmiş sınıf mücadelesi, konut hareketleri, çevre mücadeleleri, eğitim hak ve mücadelesi, bakım hakkı talepleri, göçmen emeği direnişleri ve kamusal hizmet mücadelelerini sınıf siyasetinin dışına itmez. Aksine, bu mücadeleleri sınıf ilişkilerinin farklı tezahürleri olarak ele alır ve aralarındaki yapısal bağlantıları görünür kılmayı amaçlar. Özetle genişletilmiş sınıf mücadelesi, sınıfsal eşitsizlik ve tahakküm biçimlerine karşı verilen mücadelenin, üretim alanı ile sınırlı olmayan; toplumsal yeniden üretimin tüm düzlemlerinde, gündelik yaşam, beden, mekân ve kültür üzerinden yürütülen tarihsel ve çok katmanlı bir haklar mücadelesi olduğunu ifade eder.
Çağdaş kapitalizmin sınıfsal mimarisini anlamak üzere önerilen iki kavram –toplumsal proletarya ve sınırda proletarya -ile genişletilmiş sınıf mücadelesi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek kritik........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin