Ezilenlerin Pedagojisi üzerine
Yıllar öncesinde Yuri Davidov'un Özgürlük ve Yabancılaşma adlı kitabının girişinde okuduğum eski bir masal vardı. Bir gün uyuyan bir adamın ağzından içeri yılan girer ve midesine yerleşir. Adam korkunç bir ağrıyla uyanır ve yılanın midesine indiğini fark eder. Yılan ise sürekli tehditler ve emirler yağdıran despot bir varlıktır. Adam korkunç eziyetlere uğramamak için yılanın tüm emirlerini yerine getirir. Bu esaret dolu yaşamın üzerinden aylar yıllar geçer. Güzel bir ilkbahar sabahı uyanır ve yılanın midesinden çekip gittiğini fark eder. Önce benliğini büyük bir sevinç sarar, bu yeniden özgür olmanın getirdiği bir sevinçtir, ama hemen sonra anlar ki artık ne yapacağını bilmemektedir. Çünkü yılanın despotluğu altında geçen yıllar boyunca, kendi iradesini, bildirim gücünü yılanın iradesine onun bildirim gücüne tabi kılmıştır ve artık ne yapacağını bilmemektedir.
Masalımız bu kadar. Sizce kahramanımız hayata karşı yaşam istencini ve iradesini kendi içinde yeniden yaratabilir mi? Bu ve benzeri soruların yanıtı için Paulo Freire'in "Ezilenlerin Pedagojisi" adlı eserinin bizlere önemli ölçüde ışık tuttuğunu söyleyebiliriz.
Yazıya başlarken insana dair birbiriyle çelişen iki ayrı düşünceyi karşı karşıya getirelim. İlki Fransız bir düşünür Althusser'in; "insanlar yapıların basit birer taşıyıcısıdır". İkincisi ise özel olarak Marx'ın ve genel olarak da Marksistlerin ileri sürdüğü üzere "insanlar tarihin yapıcıları, onun belirleyici öznesidir". Bu birbirine zıt iki ayrı düşünce Freire'in "Ezilenlerin Pedagojisi" eserinin eksenine koyduğu ve tartışmaya açtığı temel sorundur.
Ancak burada Freire bir eğitim bilimci, uzman bir pedagog olarak sorunu eğitim temelinde tartışmaya açarak, eğitimin verilip verilmemesi üzerinden değil, öğreten ile öğrenenin, bilgiyi elinde tutan ile ona ihtiyaç duyan insan arasındaki ilişkinin doğası üzerinden sorgulamaya çalışıyor. Özgürlüğün birinin diğerine öğreterek bahşedeceği bir şey olmadığını, böyle bir tutumun sahte bir yüce gönüllülük dışında bir anlam taşımadığını ileri sürmektedir.
Freire, eserinde kendisine ait özgün sayılabilecek bir kavram ileri sürüyor: "Conscientizaçao" (sosyal, siyasi ve ekonomik çelişkileri kavramak ve gerçekliğin insanları ezen koşullarına karşı harekete geçmek için gereken öğrenme süreci) anlamına geliyor.
Brezilya'da eğitim tarihi ve felsefesi profesörü olarak görev yaptığı 1947 yılında halka, geliştirmiş olduğu kavramın işaret ettiği özgürleştirmeyi amaçlayan bir okuma yazma yöntemi önerir. Bu........
