Hep sizde mi olacak, biraz da bize faşizm (4): Trump’ın USAID hamlesi ne anlama geliyor?
Trump bir diplomat, çekirdekten yetişme bir siyasi şahıs değil. Tüm dünyası kendi dar kişisel yaşamı ve şirketleriyle sınırlı. Daha ötesi, kendinden geniş, hatta sınıfından bile geniş emperyalizm konusundan haberi bile yok. Tek bildiği paranın verdiği güçle daha kuvvetliyse karşısındakini korkutup pazarlık yapmak. Yapamadığı zaman da ezip geçmek. Kapitalizmin sokak felsefesini de siyasete getirmek.
Bu cehaleti ve dar kafalılığı yüzünden, ABD’nin emperyalist emellerinin nasıl, hangi gereçlerle yapıldığından haberi dahi yok. Adında “yardım” olduğu için Amerikan örgütlerinin gerçekten başka ülkelere yardım yaptığını sanıyor, ve bunun gereksiz bir masraf olduğuna inanıyor. Hele de milliyetçi düşüncesinde Amerika’nın bu kadar güçlü olmasına rağmen dünya ülkelerince itip kakılmasını, saygı duymamasını, eski üstün yerinin kara derili gereksiz insanlara devredildiğini, bir de üstüne bu yaratıklara para dağıtıldığını sanıyor.
Bu yüzden derin devletle arasında tabii ki bir çelişki var. Yılların emperyalist örgütleriyle de bu yüzden cebelleşmeye giriyor. Beyaz Saray’a oturduğu ilk gün, FBI, CIA gibi örgütlerin kapatılmasını önerecek kadar dünyadan bihaber.
Ancak, Trump’ın bu “serseri mayın” gibi görünen davranışlarının altında, onu sistemin içinden yönlendiren, onun haritasını çizen, elinden tutarak neyin dağıtılacağını, neyin toparlanacağını açık seçik gösteren esas güç sahibi merciler var. Bunlar hiçbir zaman siyaset sahnesinde tam anlamıyla görünmezler, ama esas güç onlardadır. Trump ise, bu yol gösterme ve “önerilere” çok açık olduğunu göstermiş, sadece hazır yemeğe kendi tuz biberini ekleyerek darmaduman ettiği alışılmış düzene bir de şenlik katmaktadır. Bilinen bir gerçekliktir ki, esas güç devlette değil, o devleti de kontrol eden, üretim araçlarını mülkiyetine geçirmiş olan sınıftadır. Amerika’da şu an gördüğümüz değişiklik de o üretim araçlarını elinde tutan sınıfın da kaymak tabakası, Trump gibi birisiyle artık daha koyu, daha diktatörce, daha baskıcı ve sömürüyü tavan yaptıran bir rejime ihtiyaç duymuşlardır. 21. yüzyılda bu tekellerin, finans kapitalin, teknoloji şirketlerinin kuracağı sınıf diktatörlüğünün adı ise faşizmdir. Bu faşizme kişisel tadını katan, kendi hastalıklı kişiliğinin renkleriyle boyayan Trump olsa da, ona bu yolu çizen Heritage Foundation gibi “düşünce üreten” örgütler, onun eline “2025 Projesi” gibi, “Ester Projesi” gibi emirlerini tutuşturmuş, hem de uygulamanın kaç günde tamamlanıp bitirileceğini bile emrin altına yazmışlardı. Bu projeler ileriki yazılarda ele alınacaktır.
Bu değişimin sadece bir uygulayıcısı olan Trump, her şeyi kişisel aldığı için, kendi katkılarıyla sistemin yeniden yapılandırılmasına tuz-biber katarak, ilk adımda FBI çalışanlarına saldırıyla başlıyordu. 6 Ocak kalkışmasında suçluları yakalayan, sorgulayan, raporlar yazan, inceleyen, dava açan, ifade alan, ifade veren, ucundan bucağından kim, hangi seviyede olursa olsun, suçluları yakalamaya katkıda bulunan kim varsa derhal bir isim listesi hazırlanarak yeni yönetime verilmesini istedi. Şu an bu listeler hazırlanıyor. Öyle görülüyor ki FBI’da bir kırım yaşanacak.
Bu soruşturma ilerlerken yukarıda bahsedilen USAID’e Elon Musk’ın önerisiyle iç boşaltma ve kapatma ilginç harekâtı başladı.
Daha da ilginç olanı, Hindistan’daki saldırıyı gerçekleştiren İslami terör örgütüne, her şey açığa çıktıktan, hatta USAID’in de işin içinde olduğu ortaya döküldükten, USAID’in bunlara para verdiği, hatta bu saldırılarında Amerikalıların da öldüğü bile ortaya çıktığı halde yardımlar durmamış, hiçbir şey olmamış gibi devam etmişti![1] Güya İslami yardım kuruluşu olarak görülen paravan örgütlere USAID çekinmeden para yardımı yapıyor, onlar da bunu terör saldırılarında kullanıyorlardı. 2023’te bile bu “yardımlar,” hem de daha önce soruşturma açılmasına rağmen, devam etmekteydi.[2]
Bu USAID örgütü emperyalizmin tam anlamıyla bir casus örgütlenmesidir.
Küba’da halkın iktidarına karşı bir renkli devrim daha başlatabilmek için USAID bir “sosyal medya platformu” yaratıp, müzik, spor gibi konuları işliyor ve gençleri çekiyor ama hep sonunda Küba halkını sosyalist hükümete karşı sokağa çıkarmaya çalışıyordu.
Bolivya’da da halkın seçtiği lider Evo Morales’e karşı harekete geçen USAID, kışkırtmalarını devam ettirdiğinden 2013’te Morales tarafından kapatılarak ülke dışına kovuldu.
Hindistan’a 1965’te “yardım” için bu örgüt bir gübre fabrikası kurmuştu. Ama koşullar vardı. Bu fabrikadan başka gübre fabrikası olmayacak ve fabrika bir Amerikan şirketi tarafından idare edilecekti. O zaman kabul edilen anlaşmadan sonra Hindistan giderek bu tür yardımları reddetmeye doğru gitse de 2023 yılında 153 milyon, 2024 yılında ise 141 milyon dolar Hindistan’a güya yardım adı altında giriyordu. Hindistan şimdilik bu yardımları dondurmuş gibi görünüyor.
Peru’da 1990’larda Amerika yönetimindeki hükümet kadınlara istek ve bilgileri dışında, bir sterilizasyon programı uygulayarak 200 bin kadının bir daha çocuk yapabilmesini önleyen tıbbi bir programı zorla uyguladı. Bu programın arkasındaki Amerikan örgütü mü? Derhal USAID ortaya çıkıyor. Daha mı? Rusya, Nikaragua, Honduras, Hindistan, ve başka 130 ülkede de aynı şekilde çalışan bir örgütten bahsediyoruz. Ve o kadar önemli bir kuruluş ki, ABD ordu istihbarat üniversitesinde Kaliforniya Monterey Enstitüsü’nde master seviyesindeki bir tez çalışması, 28 Mart 1970 yılında Türkiye’nin Ankara’sında USAID yerleşkesine yapılan molotof kokteylli saldırıyı Amerika’ya yapılmış bir terör saldırı olarak nitelemektedir.[3]
USAID aracılığıyla Brezilya’ya 40 milyon dolar yardım teklif edilmiş, ama Brezilya bu yardımı reddetmişti. Çünkü bu “yardımın” Brezilya’da kürtaja karşı ve dini nedenler için kullanılması gerekiyordu.
İşte bu örgütün adında “yardım” olduğu için, Trump emperyalizmin Truva atı görevi gören bu organizasyonu “masraflı” olduğu ve güya komünistlerin yuvası olduğu için ayağının tozuyla kapatma kararı alıyor. Ancak durumun ciddiliğini anlayan senatör Chris........
© sendika.org
