menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğumunun 100. yılı anısına: Fidel Castro’nun Sierra Maestra yolculuğu

15 0
11.08.2026

Meksika bağımsızlığını kazandıktan sonra Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinden siyasi nedenlerle gelenlerin sığınma yeridir. 1938 İspanya İç Savaşı’nda kral yanlılarına yenilen Cumhuriyetçilerden de bu ülkeye çokça sığınan olmuştur. Bunlardan biri de üst rütbeli subaylardan olan Alberto Bayo’dur. Bayo, ailesiyle Meksico City’de yaşar ve bir akademide askeri strateji üzerine dersler verir. Bir gün karşısına Meksika’ya yeni gelmiş, 29 yaşında bir genç çıkar.

O genç, çeşitli yolları geçmiş ve yeni hayallerle Meksika’ya geçmiş Fidel Castro’dur. Castro 26 Temmuz 1953’te başarısızlıkla sonuçlanan Moncada Kışlası baskınından sonra hapis yatarken kamuoyunun yürüttüğü af kampanyası sonucu arkadaşlarıyla birlikte serbest bırakılmıştır. Öncesi için bir parantez açarak belirtelim: Fidel Castro’nun 15 yıllık, arkadaşlarının çoğunluğunun da yedi yıllık hapis cezası vardır ve hapisliklerinin henüz 22 ayını doldurmamışlardır. Cunta iktidarı, halkın baskısı karşısında psikolojik üstünlüğü elden bırakmamak adına tutsakları şartlı salıvermeyi dayatır. Ancak hapisteki Fidel bu öneriyi yazılı bir mesajla reddeder:

Bugün bizi insanların gözünde küçük düşürmeye çalışıyorlar. Ya da bizi hapiste tutmak için bahane arıyorlar. Rejimin çıkarmaya çalıştığı afla ilgilenmiyorum. Rejim halka karşı suç işliyor ve bizi rehin tutuyor. Bugün biz siyasi bir tutsaktan fazlasıyız; diktatörlüğün rehineleriyiz. Bizler haklarımızdan zorla alıkonulabiliriz. Fakat kimse mahrum bırakıldığımız haklarımızı geri almak için beş para etmez şeyler öne süremez. Özgürlüğümüzü kazanmak için bir gram taviz vermeyeceğiz.[1]

Bugün bizi insanların gözünde küçük düşürmeye çalışıyorlar. Ya da bizi hapiste tutmak için bahane arıyorlar. Rejimin çıkarmaya çalıştığı afla ilgilenmiyorum. Rejim halka karşı suç işliyor ve bizi rehin tutuyor. Bugün biz siyasi bir tutsaktan fazlasıyız; diktatörlüğün rehineleriyiz. Bizler haklarımızdan zorla alıkonulabiliriz. Fakat kimse mahrum bırakıldığımız haklarımızı geri almak için beş para etmez şeyler öne süremez. Özgürlüğümüzü kazanmak için bir gram taviz vermeyeceğiz.[1]

Moncada eylemcileri halk arasında bir süredir “26 Temmuz Hareketi” olarak anılmaktadır. Fidel’le birlikte hapisten çıkan ve dışarıda kendilerini destekleyen arkadaşları 26 Temmuz Hareketi’ni sorumluluk ve işbölümü çerçevesinde örgütsel bir yapıya kavuştururlar. O arada, diktatör Batista’nın yanında yer alan ABD’nin ajanları Fidelistaları yakın takiptedir. İçeriden çıktığı bir-bir buçuk aylık sürede mücadeleyi Küba’dan yürütmenin koşullarının kalmadığını anlayan Fidel, Meksika’ya geçmeye karar vermiştir.

Cuntacılar ve Küba halkı, Fidel’in ülkeden ayrıldığını, kendisi yerine ulaştıktan sonra Bohemia gazetesinde yayınlanmak üzere bıraktığı mesajla öğrenmiş olur:

Küba’dan ayrılıyorum çünkü barışçıl mücadelenin tüm kapıları bana kapatıldı. Serbest bırakıldıktan altı hafta sonra her zamankinden daha fazla ikna oldum ki, diktatörlük Küba halkının sabrına rağmen yeni suçlar üreterek yirmi yıl daha iktidarda kalma niyetini değişik yollarla maskelemiş. Ama bu sabrın bir sınırı var. Marti’nin bir takipçisi olarak şuna inanıyorum ki haklarımızı alma saati gelmiştir. Hakları elde etmek için yatma, yalvarma değil savaşma zamanıdır. Karayiplerde bir yerde kalacağım. İnsan bunun gibi yolculuklardan ya dönmez ya da tiranlığın başı zorla o kişinin ayakları altında kesilmiş olarak döner.[2]

Küba’dan ayrılıyorum çünkü barışçıl mücadelenin tüm kapıları bana kapatıldı. Serbest bırakıldıktan altı hafta sonra her zamankinden daha fazla ikna oldum ki, diktatörlük Küba halkının sabrına rağmen yeni suçlar üreterek yirmi yıl daha iktidarda kalma niyetini değişik yollarla maskelemiş. Ama bu sabrın bir sınırı var. Marti’nin bir takipçisi olarak şuna inanıyorum ki haklarımızı alma saati gelmiştir. Hakları elde etmek için yatma, yalvarma değil savaşma zamanıdır. Karayiplerde bir yerde kalacağım. İnsan bunun gibi yolculuklardan ya dönmez ya da tiranlığın başı zorla o kişinin ayakları altında kesilmiş olarak döner.[2]

Fidel’den önce de provokasyon niteliğindeki bir bombalama eyleminin faili niteliğinde aranan Raul Castro ise abisinden önce Meksika Büyükelçiliği'ne iltica etmiştir.

Örgütlenme ve mücadele açısından kimi yöneticileri Küba’da bırakmış olan Fidel’in, Meksika’da yapacağı çok fazla işi vardır. Öncelikle devrime inanan ve savaşacak nitelikteki insanları bulup tanıması, sonra onları barındıracak, eğitecek, savaşacak silahları temin etmesi ve de kendilerini Küba kıyısına ulaştıracak bir deniz aracı satın alması gerekmektedir. Böyle bir planlama yaparken Meksico City’de Alberto Bayo’yu tanımış ve askeri eğitim için ondan iyisinin olmayacağı düşüncesiyle Albay’ın karşısına çıkmıştır: “Bana toplayacağı askerlerini eğitip eğitmeyeceğimi sordu. Onları topladıktan, yemeleri, giyimleri, silahlanmaları ve Küba’ya gitmeleri için gemi almaktan, gerekli lojistiği sağladıktan sonra benden eğitim yaptırmamı istiyordu. ‘Haydi canım’ diye düşündüm. Bu genç adam tek eliyle dağları kaldırmak istiyor. Ama onu memnun etmek yatıştırmak için ‘peki’ dedim. ‘Peki Fidel söz veriyorum her şey hazır olduğunda o çocukları eğiteceğim.’ İşlerim vardı ve ancak kendisine üç saat ayırabileceğimi söylediğimde itiraz etti. Tam günümü vermemi istiyor, kendi evimde oturmuş bana bas bas bağırıyordu: ‘Sen Kübalısın! Bize yardım etmek senin görevin!’ Castro sonunda istediğini elde etti. Coşkusu ve inancı bana da bulaştı. İyimserliği bana da geçti. Düşündüm ki bu adam dağları yerinden oynatmak istiyor. O gün orada Fidel’e öğretmenlik yaptığım yerlerden istifa edeceğime ve zamanımı adamlarını eğitmeye adayacağıma söz verdim”[3] diye anlatır Albay Alberto Bayo.

İlk bakışta her şey çocuk oyuncağı gibi görünebilir; 29 yaşında olsa da şakası olmayan, devrimi planlamış ve gecesini gündüzüne katarak planın aşamalarını hayata geçirmekle uğraşan Fidel’dir o. Kübalıları bilgilendirmek, onların manevi ve maddi desteğini almak için ekonomik ve siyasi baskılar nedeniyle öteden beri göçmen olarak yaşadıkları Bahama Adaları ve Miami’ye gider. Oralarda toplantılar yapıp dayanışma........

© sendika.org