menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kitlesel toplantı ve etkinlikler için kentsel mekan (ve zaman) sorunu

29 0
13.03.2026

Kent hakkı atölyeleri ve forumu çerçevesinde, kitlesel toplantı ve etkinlikler için kentsel mekan özgürlüğü sorununa da değindik.[1] Bu yazı bu sorunun daha kapsamlı bir ele alınışı denemesidir.

Burjuvazi, toplantı özgürlüğünün bir sorun olmadığını, isteyen herkesin istediği gibi toplantı yapabileceğini varsayıyor.

Öyleyse neden, işyerlerinde işçiler kendi aralarında sorunlarını ve istemlerini konuşmak için toplantı yapamıyor?

Öyleyse neden, çoğu sendikada sendika üyesi işçiler kendi sendikalarının toplantı salonlarından istedikleri zaman ve istedikleri gibi yararlanamıyor?

Öyleyse neden, birazcık geniş işçi toplantıları, işçi direnişlerinin dayanışma etkinlikleri bile, ancak birkaç saati fahiş fiyata kiralanabilen düğün salonlarında yapılabiliyor?

Öyleyse neden, kitle mitingleri resmi bildirim, “gerektiğinde” izin ve her zaman polis kameralarına ve polis yığınağına tabi? Valiler kitle mitinglerinin yer ve tarihlerini kafalarına göre belirlemeye kalkışabiliyor? Bir “açık hava toplantısına katılmış olmak”, “açık hava toplantısında pankart açıp slogan atmak” sonradan “suç delilleri” arasında gösteriliyor?

İşçiler, ‘toplanma özgürlüğü’nün, hatta en demokratik burjuva demokrasilerinde bile, boş bir söz olduğunu çok iyi bilirler; çünkü kamusal ve özel en güzel salonlarda toplanmak için yeterli boş zamana zenginler sahiptir ve burjuva iktidar aygıtı tarafından sağlanan korunmadan onlar yararlanırlar. Kent ve kır proleterleri ile küçük köylüler, yani nüfusun engin çoğunluğu bunların hiçbirine sahip değildir. Bu durum böyle kaldıkça, ‘eşitlik’, yani ‘arı demokrasi’, bir yalandır. Gerçek eşitliği fethetmek için, emekçiler için demokrasiyi sahiden gerçekleştirmek için, işe, özel ve kamusal bütün şatafatlı yapıları sömürücülerin elinden almakla başlamak gerekir, emekçilerin toplantılarının özgürlüğünün, soylular ya da alıklaştırılmış askerleri ile birlikte kapitalist subaylar tarafından değil, silahlı işçiler tarafından korunması gerekir. Toplantı özgürlüğünden, eşitlikten, işçilere, emekçilere, yoksullara hakaret etmeksizin, ancak böyle bir değişiklikten sonra bahsedilebilir. Ve emekçilerin öncüsünden, sömürücüleri, burjuvaziyi alaşağı eden proletaryadan başka kimse, bu işi gerçekleştiremez. (Lenin, Burjuva demokrasisi ve Proletarya diktatörlüğü üzerine tezler ve rapor)

İşçiler, ‘toplanma özgürlüğü’nün, hatta en demokratik burjuva demokrasilerinde bile, boş bir söz olduğunu çok iyi bilirler; çünkü kamusal ve özel en güzel salonlarda toplanmak için yeterli boş zamana zenginler sahiptir ve burjuva iktidar aygıtı tarafından sağlanan korunmadan onlar yararlanırlar. Kent ve kır proleterleri ile küçük köylüler, yani nüfusun engin çoğunluğu bunların hiçbirine sahip değildir. Bu durum böyle kaldıkça, ‘eşitlik’, yani ‘arı demokrasi’, bir yalandır. Gerçek eşitliği fethetmek için, emekçiler için demokrasiyi sahiden gerçekleştirmek için, işe, özel ve kamusal bütün şatafatlı yapıları sömürücülerin elinden almakla başlamak gerekir, emekçilerin toplantılarının özgürlüğünün, soylular ya da alıklaştırılmış askerleri ile birlikte kapitalist subaylar tarafından değil, silahlı işçiler tarafından korunması gerekir.

Toplantı özgürlüğünden, eşitlikten, işçilere, emekçilere, yoksullara hakaret etmeksizin, ancak böyle bir değişiklikten sonra bahsedilebilir. Ve emekçilerin öncüsünden, sömürücüleri, burjuvaziyi alaşağı eden proletaryadan başka kimse, bu işi gerçekleştiremez. (Lenin, Burjuva demokrasisi ve Proletarya diktatörlüğü üzerine tezler ve rapor)

Lenin’in burjuvazinin ve işçi sınıfının toplanma özgürlüklerinin karşıtlığı hakkında söyledikleri, bugün küresel düzeyde, çok daha şiddetlenmiş olarak geçerlidir.

Burjuvazi küresel düzeyde sınırsız toplanma özgürlüğüne sahiptir. Onlar, olağanüstü bir sıklık kazanan küresel zirvelerinde, her vesileyle küresel toplantılarında hep iç içe, hep bir aradadırlar. Burjuvazinin mali oligarşik kararları, politikaları, işçi sınıfı ve emekçilere karşı her türden tezgahları ve kârlı-kanlı iş bağlamaları, her yıl sayısız, bazıları daha dar ve çekirdeksel-gizli, bazıları daha geniş, ama hiçbiri kitlelere açık olmayan, bazılarından kitlelerin haberinin bile olmadığı, haberinin olduklarından ise ne konuşulduğunu bilmediği, kitlelerden silah gücüyle korunan küresel toplantılarında alınır. Burjuvazinin toplantıları, yüksek güvenlikli, en konforlu, tam teknolojik donanımlı, bu iş için özel yapılmış, toplantı ve konferans salonlarında yapılır. Patronların, üst yöneticilerin, üst orta sınıfların uluslararası toplantı trafiğine var olan lüks toplantı salonları, 5 yıldızlı oteller bile yetmez hale geldi. Bir küresel konferans turizmi oluştu, Türkiye gibi her ülkede dev çaplı küresel konferans merkezleri inşa edildi. Bir telefonla istenen her türlü teknik ayrıntı ve hizmetiyle konferans organizasyonu gerçekleştiren şirketler vardır.

Büyük bir patron, kendi şirketleri dışında, diğer patronlar, yüksek devlet bürokratları, özel uzmanlar ve diğer elitlerin bulunduğu, yılda çok sayıda toplantıya katılır. Kendi sahibi olduğu şirketlerde, kârlı-kirli bağlantıları, üst yönetici ve uzmanlarıyla gerçekleştirdiği toplantılarla birlikte, düzenlediği veya katıldığı toplantıların sayısı çok daha fazladır. KOBİ patronlarının bile, bulundukları organize sanayi bölgesindeki diğer patronlarla her ay birkaç düzenli toplantısı vardır, istedikleri zaman da yerel belediye yöneticileri, bürokratlar, polis şefleri, uzmanlar ile toplantı-etkinlik yaparlar.

Burjuvazi, adeta “sürekli toplantı” halindedir. Patronlar ve üst yöneticiler, sözde mesailerinin büyükçe bir bölümünü toplantılarda geçirirler. Bunun için en konforlu, yüksek güvenlikli, işçi ve emekçilerin adımını bile atamadığı on binlerce toplantı salonu onların hizmetindedir. Bunun için istedikleri kadar serbest zamana sahip olmaları bir yana, (“bussiness guruları”nın söylediği gibi) toplantılar zaten patronların asıl “işi”, hatta biricik “işi”dir. Çünkü patronlar için toplantı demek, kendi sınıfsal ve bireysel çıkarları doğrultusunda doğrudan sözünü söylemek, kitlelere karşı birlikte kararlar almak, organize hareket etmek, hükmetmek ve burjuva hükümranlığına katılmak demektir.

İşçilerin büyük bölümü ise kendi sınıfdaşlarıyla kendi sorun ve istemlerini konuşup kararlar alabildiği tek bir toplantı görmüş, tek bir toplantıya katılabilmiş değildir. İşçilerin gördüğü toplantıların çoğu da patronların, yöneticilerin, burjuva politikacıların vb. işçileri toplayıp direktifler yağdırdığı, nutuklar attığı toplantılardır. İşçilerin nüfusu patronlardan en az 100 kat fazlayken, burjuva toplantılarının sayısı işçi toplantılarının sayısından en az 100 katıdır. İşte biraz da bu yüzden, tarihin gördüğü en bireyci sınıf olan burjuvazi kolektif yönetici sınıf iken, tarihin gördüğü en kolektif sınıf olan işçi sınıfı kolektif karar alma ve hareket yeteneği dağıtılmış ve engellenmiş, bireylere çözülmüş olarak, yönetilen sınıftır.

İşyerinde gizli örgütlenme çalışması yürüten işçilerin sayısı 10-15 kişiye çıkar çıkmaz, toplanacak yer sorunu ortaya çıkar. Birkaç toplantı orada burada, kahve-cafe köşelerinde, piknikte vb. yapılır, toplantılara katılmak isteyen işçilerin sayısı arttıkça, düzenli kitle toplantısı yapacak yer bulmak giderek olanaksızlaşır. Az sayıda sendika ve meslek örgütü dışında, çoğu sözde sendika ve kitle örgütü, işçilerin parasıyla yaptırılan toplantı-konferans salonlarını, bırakalım genel olarak işçileri, kendi üyelerinin bile istedikleri zaman kullanımına açmaz. Binlerce işçi toplantı yapacak yer ihtiyacı içinde kıvranırken, çoğu sendika ve meslek örgütünün merkez binalarındaki 200-500 kişilik tam teknik donanımlı o gıcır gıcır toplantı salonları yılın büyük zamanı bomboş durur. Bugün kaç sendika ve şubesi, düzenli temsilciler kurulu ve üye toplantıları yapmaktadır? Kaç sendikanın patronlardan TİS istemlerinde, işyerlerindeki işçilere, kendi sorunları için -patron ve şeflerden bağımsız- toplanabilecekleri bir toplantı odası ve çalışma süresine sayılmak üzere hiç olmazsa haftada 2-3 saatlik toplantı süresi tahsisi istemi vardır? (İşçiler ancak iş........

© sendika.org