menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Patili vatan: Bekleyenlerin destanı

4 0
monday

Yaşam tarzı değil hak(lar) mücadelesi olarak öteki türlerin yaşam hakkına saygı duymak, bir arada yaşamak, türlerin varlığını kabullenmek, aynı vatanın aynı yeryüzünün birer parçası olduğumuzu anlamak; VATAN, toprak, su ve hava kadar önemlidir. bu topraklarda ya da başka diyarlarda doğup göç edenler dahil olmak üzere göçeni kalanı sokakta ya da kırsalda yaşayan tüm türler; doğanın ekolojinin ve insanlığın ruhen ve fiziken ayrılmaz birer parçasıdır. İnsanı, çocuğu, yaşamı, nitelikli bir ekolojiyi savunacaksak buna tüm TÜRLERİN, patilisi ile, sürüneni, uçanı, yüzeni ile, nitelikli özgür ve sürdürülebilir yaşam hakları dahildir. Aksi takdirde tüm mücadeleler eksik, tüm kazanımlar kaybedilmek üzere kurulmuş olacaktır.

Vatanı dolayısı ile yaşamı sadece bir toprak parçası ve etrafı (varsa olmayan ülkeler de var) denizlerle çevrili bir kıtanın bir parçası olarak düşünürsek bu bize anlatılan vatan değil kendi hapishanemiz olmuş olur. Ama vatanı üstünde altında, havasında, suyunda yaşayan tüm canlılar ve canlıların bir uzantısı olarak bütün yeryüzünü düşünürsek gerçek vatandan, yani yeryüzünden bahsetmiş oluruz. Kuzey kutbunun en uç noktasında bir buz dağından kopan parçanın tüm yeryüzünü etkilediğini günümüzde bildiğimiz gibi bir kuşun göç etmesinin sadece bir göç değil aynı zamanda ekolojik bir zorunluluk olduğunu da biliyoruz. Tüm bunların yeryüzünde yaşamın bir parçası, dolayısı ile bugün “yasal sınırlarla” çevrilmiş, bayrak ve birçok şeyle sembolize edilmiş bir toprak parçasının da yani vatanın da bir parçası olduğunu ama aynı zamanda tüm yeryüzüne ait olduğunu da biliyoruz demektir. Ancak her toprak parçasında her canlı yaşayamaz. Bir maymunun yeri kendi yurdu olan ormanlardır. Onu oradan alıp çöllere taşımak maymuna verilmiş en büyük cezadır. Anlamı olmayan bu ceza her şeyi insan merkezine alan kısır zihniyetin bir ürünüdür. Doğal yaşam alanlarından gösteri dünyasına katmak için hayvanat bahçelerinde esir tutulan binlerce hayvan ve türler vardır. Hepsi yerinden, sürüsünden, gerçek yaşam alanından kopartılıp insanlar için bir anlık zevk mezesi yapılmıştır. 

Her ülkenin hatta her şehrin özdeşleşmiş hayvanları vardır. Mesela zürafalar bize Afrika kıtasını çağrıştırır, keza zebralar da öyle. Böylesine yaşadığı yerle özdeşleşmiş birçok hayvan ve kent, toprak parçası, göl kenarı sayabiliriz. Doğa hayatı belgesellerinde bu tür örneklerle yüzlerce kez karşılaşırız. Bizde ise böylesine önemli birkaç ilimiz vardır.........

© sendika.org