gökyüzüne de çıkabilecek yollar
ender öndeş’in son romanı kubur’u ele almaya çalışacağım. bu yazı esasen bir edebi değerlendirme değil ama ender öndeş’in edebiyatında belirginleşen, -en azından benim görebildiğim- birkaç noktaya değinmemek haksızlık olur. öndeş bir diyalog ustası, bu topraklarda yaşayan insanların, emekçilerin ve özellikle erkeklerin nasıl konuştuğunu biliyor, yansıtıyor yani onları büyük bir başarıyla “konuşturuyor” ve bu okura ulaşan gerçeklik duygusunu pekiştiriyor. kurgularında tesadüflerin, “yok artık bu kadarı da olmaz” dedirten tesadüflerin yeri büyük ama bunları inandırıcı kılmayı başarıyor. işin içinde sık sık kolluk olsa da polisiye denemeyecek romanları polisiye meraklılarını tatmin edecek, her okuru meraklandıracak öğeler taşıyor.
devrimcinin insan olarak portresi
kahramanları arasında devrimciler var, ki genel olarak devrimci insanın nasıl olacağı, olabileceği, olması gerektiği temasının onun için önemli olduğunu hissediyoruz.
türk edebiyatı, devrimcileri nadiren gerçek insanlar olarak, inandırıcı bir şekilde tarif eder. öndeş’in devrimcileri öyle değil, zaman zaman onları kayırdığını düşündürecek şekilde iyiler ama bir yandan da iyi olanları anlatmayı seçmiş olabilir, bu da yazarın hakkı.
ender öndeş’in edebiyatıyla ilgili söyleyebileceklerim bu kadar ama son romanı kubur’la ilgili söylemek istediğim politik şeyler var.
kubur, 78 kuşağından olanların çoğunun bildiği gerçek bir olaydan yola çıkmış. roman, kahramanlarının bulundukları düğüme nasıl geldiklerini de anlatıyor, ki o tarihsel dönemle ilgili fikir sahibi olmak isteyen genç kuşaklar için çok ilginç ve yararlı olacak bir şey bu.
başka, ikincil........
