Kur’an, Cevşen ve Risale-i Nur Külliyatı Işığında El-Fâtır
El-Fâtır; eşsiz ve benzersiz bir şekilde yaratan. Nüveleri, çekirdekleri açan. Her şeyi kâinatta olması gereken fıtratta yaratan.
Tohumun yarılarak filizin ortaya çıkması. Nuru Muhammed’den kâinatın ortaya çıkması yine bir Fâtır-ı Hakîm tarafından icra edilir. Her şeyin yazılımını ve özünü yaratan.
Cevşeni Kebirde 41.,88. ve 93. Ukdelerde geçmektedir.
"يَا فَاطِرُ
Ey bütün mahlûkatı yoktan var eden Fâtır (41.Ukde 6. Satır)
Ey mahlûkatı yokluk karanlıklarından varlık nûruna çıkaran Fâtır (88.Ukde 8. Satır)
"يَا فَاطِرَ كُلِّ شَىْءٍ وَ مَلٖيكَهُ
Ey her şeyin yaratıcısı ve sultânı (93.Ukde 4.Satır)
Kur’an-ı Kerim de 35. surenin adı Fâtır suresidir. Fâtır suresi 1. Ayet “Allahumme fâtıra’s-semâvâti ve’l-ardi…” şeklinde başlamaktadır. Ayrıca Yusuf Suresi 101. Ayet, İbrahim Suresi 10. Ayet, Zümer Suresi 46. Ayet ve Şûrâ Suresi 11. Ayette de “Gökleri ve yerin Fâtırı” şeklinde geçmektedir.
Hâlık ve Fâtır arasında nasıl bir fark olabilir? Hâlık zatı bir isimdir başka kimseye isim olarak verilemez. Yaratmak Allah'a mahsus bir fiildir. Hâlık ismi hem ibda ve hem inşa suretinde icad etmeyi ihtiva eder yani daha kapsamlıdır. Var olan çekirdeği açmak ismi Fâtır ve Fettaha bakıyor. Çekirdeği hiçten yaratmak Cenab-ı Hakk'ın hâlikiyetine bakar. Fâtır inşa ve terkip şeklinde yaratma cihetine bakıyor. Çekirdeğin açılıp çiçek şeklinde tezahürü ise Fettahiyet hakikatını gösterir yani suretlerin ortaya çıkmasıdır. Çekirdeğin içerisindeki ukdeyi hayatiye ise Hay isminden gelir.
"Evet, Kadîr-i Zülcelal'in iki tarzda icadı var. Biri, ihtira ve ibda iledir. Yani hiçten, yoktan vücud veriyor ve ona lâzım her şeyi de hiçten icad edip eline veriyor. Diğeri, inşa ile sanat iledir. Yani kemal-i hikmetini ve çok esmasının cilvelerini göstermek gibi çok dakik hikmetler için kâinatın anâsırından bir kısım mevcudatı inşa ediyor. Her emrine tabi olan zerratları ve maddeleri, rezzakıyet kanunuyla onlara gönderir ve onlarda çalıştırır." Lem'alar / s.226
"Mevcudat iki vecihle icad ediliyor. Biri "ibda ve ihtira" tabir edilen hiçten icaddır. Diğeri "inşa ve terkip" tabir edilen mevcud olan anâsır ve eşyadan toplamak suretiyle ona vücud vermektir." Lem'alar / s.370
Şehadet alemine çıkan her varlık verilen vücud mertebelerine karşı hamd ve şükür eder.
"Mesela, madenler diyemezler: "Niçin nebatî olmadık?" Şekva edemezler, belki vücud‑u madenîye mazhar oldukları için hakları, Fâtır'ına şükrandır. Nebatat "Niçin hayvan olmadım?" deyip şekva edemez, belki vücud ile beraber hayata mazhar olduğu için hakkı, şükrandır. Hayvan ise "Niçin insan olmadım?" diye şikâyet edemez, belki hayat ve vücud ile beraber kıymettar bir ruh cevheri ona verildiği için onun üstündeki hakkı, şükrandır. Ve hâkeza kıyas et." Mektubat / s.312
Tohumda yazılımı bulunan ağacın meydana gelmesi bir Fâtır-ı Hakîme dayanır.
"İstidat lisanıyladır ki bütün hububat, tohumlar........
