Hayat Tek Fırsattır
İnsanoğluna bir kere için ihsan edilen, ancak çoğu insanın değerini bilmediği en önemli nimetlerden biri de hayat nimetidir. Hayat nimetinin en değerlisi ise, insana verilen hayattır. İnsan hayatı ise, mütemadiyen zevale doğru koşan ve bitince de geri dönmesi mümkün olmayan bir nimettir.
Zeval derken, dünyadaki mühletin bitmesi anlamında kullandım. Evet, Bediüzzaman hazretlerinin vurguladığı gibi, “Hayat apartmanı yıkılıyor”. Ancak tedricî olduğu için farkında değiliz. Cenab-ı Vacib’ul Vücud bizlere belli bir hayat mühleti vermiş. Bu dünyevî mühletin finali ise ölümdür. Bu hayatın vizesi, bütünlemesi yoktur ve finali tektir. Önümüzde merakla sorgulayacağımız bir ölüm gerçeği var ve hiç kimse bu gerçekten kurtulamaz. Yine Bediüzzaman’ın dediği gibi, “Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın, kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup başını çevirme. Merdâne kabre bak, dinle, ne talep eder? Erkekçesine ölümün yüzüne gül, bak, ne ister.” Bediüzzaman burada, ölümü o kadar çok sevdiriyor ki, korku belasını kökünden silip süpürüyor. Yani diyor ki, ölümden korkup kaçmayı bırak, ölüm gerçeğiyle yüzleş ve hikmetini anlamaya çalış, sonra da kabrin ardındaki ebedî ve sonsuz nimetlerle donatılmış bir hayata hazırlık yapmaya çalış.
Ölüm kapımıza dayanmadan ölümün mahiyetini kavrayıp ve ona göre hazırlık yaparsak, insanın hayal bile edemediği nimetler bizi........
