‘Kemalizm'in panzehiri’
Hüseyin Şengörür namı diğer Selim Gündüzalp benden Milli Gazete ve sonrasında Yeni Asya'da kaleme aldığım Meryem Cemile'nin Mevdudi ile Bediüzzaman arasında yaptığı mukayeseyi biraz açarak, genişleterek Zafer Dergisi için de yayına hazırlamamı rica etmişti. Ben de istenileni yaptım ve sonrasını takip etmedim. Maalesef o yazım Zafer Araştırma Grubu imzasıyla yayınlanıyor. Sonradan haberdar oldum. İçerledim. Zaten yazıyı okuyan bunun kolektif bir çalışma olmadığını, sadece bir kişinin kaleminden çıkmış olduğunu görecektir (https://www.zaferdergisi.com/makale/12665-meryem-cemile-ve-bediuzzaman.html).
Hakiki müellifinin imzası yazıdan esirgenmiş. Aslında olmayan hayali bir araştırma grubuna mal edilmiş. Ben de kendisine içerledim. Hala da affetmiş değilim. Kul hakkının bariz bir ihlali. Zafer Dergisi bunu benimle birçok kez tekrarlamıştır. İlgili makalede Meryem Cemile, Mevdudi ve cemaatine modernizm noktasında eleştiriler getiriyor ve cemaatin biraz gelenekten koptuğunu düşünüyor. Bu, Ebu’l Hasan en Nedevi gibi alimlerin bu yöndeki eleştirileriyle de kesişmektedir. Hindistan ve Pakistan’da müessir ve etkin olan Diyobend ekolü de Mevdudi hakkında bu noktada eleştiriler getirmiştir. Bunlardan ikisi, iki muhaddis olup Enver Şah Keşmiri’nin talebelerinden Yusuf Benuri ile Muhammed Zekeriyya Kandehlevi’dir. Meryem Cemile Bediüzzaman'la ilgili bir risale kaleme alıyor. Bu risale Bediüzzaman'ın ölümünden sonradır. Kitabın ilk baskısı, 1976 tarihini taşıyor.
A Great Islamic Movement In Turkey/Türkiye’de Büyük İslami Hareket kitabında Bediüzzaman ve Risale-i Nur hareketini veya........
