Hac Yollarında Bir Mola Şehri: Şanlıurfa
ŞANLIURFA 70’LER–4
1970’li yıllarda hac yolculuğu, büyük ölçüde kara yolu üzerinden yapılır; Anadolu’nun dört bir yanından yola çıkan hacılar, rotalarını çoğu zaman Şanlıurfa üzerinden belirlerdi. Urfa, sadece coğrafi bir geçiş noktası değil; manevî hazırlığın derinleştiği, niyetin olgunlaştığı bir eşik şehir idi.
Bu yolculukta ilk duraklardan biri, Halilürrahman olarak anılan dergâh alanıydı. Bugün küçük bir mescit gibi algılansa da o günlerin Halilürrahman Camii, Hz. İbrahim geleneğinin canlı bir hatırlatıcısıydı. Hz. İbrahim’in Doğduğu Mağara, hemen yanı başında; rivayetlere göre mancıklardan atıldığı yer olarak bilinen Balıklıgöl ve gölü çevreleyen revaklar, hacıların manevî iklimini adeta bir plato gibi kuşatırdı.
Balıklıgöl’ün kuzey kenarında, revaklarla sarılı alan içinde yer alan mescit ve cami, mekânın sükûnetini ve sürekliliğini tamamlayan unsurlardı. 1952 yılından itibaren burada bulunan; tek gözlü, avluya bakan ve göle nazır Nur Medresesi, Said Nursî’nin hatırasını taşıyan Said Nursî Çeşmesi ile birlikte bu manevî çevrede anlam buldu. Yine Aynü’l-Zeliha olarak bilinen, Zeliha’nın gözüne izafe edilen su kaynağı, anlatılarla mekân arasında sessiz bir bağ kurardı.
O yıllarda şehirdeki otel kapasitesi sınırlıydı. Hac mevsimi geldiğinde Urfalılar, hiçbir resmî organizasyona gerek duymadan, gelen hacıları evlerine misafir ederdi. Bu, bir zorunluluktan çok gönüllü bir........© Risale Haber
