Kelb Tahir mi?
Tahir Paşa ile aralarına giren ilk kara kedi, Paşa'nın kızını reddetmiş olmasıydı. Her ne kadar Paşa, bu reddedişi büyük bir anlayış ve müsamaha ile karşılamış gibi görünmüşse de ruhunun derinliklerinde, çok uzak bir yerlerde hatırladıkça sızlayan, kanayan bir yara bırakmıştı. Şübhesiz Molla Said'in hiçbir şekilde evlenmeyeceğine inanması teselli vericiydi lâkin bu bile aldığı yaranın şifası olmuyordu.
İkinci ve devamındaki nizalar konağın meşhur ilmî tartışmalarında beklenmedik bir vakit ve şekilde kendiliğinden ortaya çıkıyordu. Tahir Paşa, son zamanlarda, garip bir şekilde Molla Said'in ilmî rüçhaniyetini kırmak veya zayıflatmak ister gibi bir görüntü vermekten kendisini alamıyordu. Elinin altındaki yeni fen kitabları, mecmua ve gazetelerden devşirdiği çetin sualleri akşam meclislerinde Bediüzzaman'a sorarak sıkıştırmaya, mağlub etmeye, gözden düşürmeye, zımnî bir küçümseme içinde büyük gayret gösteriyordu. Kendi dünyasında "Bu suale cevab vermesi mümkün değil!" diye giriştiği tartışmalardan her defasında mağlub çıkması sinirlerini geriyor, hırçınlaştırıyor; bir zamanlar her gördüğünde elini öpmeye çalıştığı, "Kurban, Seyda" gibi hitablarla taltif ettiği Bediüzzaman'dan uzaklaştırıyordu.
Kudretli ve şöhretli bir vâli oluşunun yanı sıra, entelektüel şahsiyetine de dokunan bu mütemadî mağlubiyetler, otoriterleşmesine sebeb olup sertleştiriyordu. Serleştikçe etrafını kırıyor, konağın tadını kaçırıyordu. Zaman zaman havayı yumuşatmak kasdı ile araya girme cesareti gösterenleri de rencide etmekten kendisini alamıyordu. Deprem sonrasında büyük desteğini gördüğü Müftüzâde Mehmed Tevfik Beyi de bir........
