İran ve İttihad-ı İslâm!
Savaş müddetince tereddüdsüz, amasız, fakatsız İran'ın yanında durmakla kalmadım, imkân bulabilsem gidip saflarında savaşa katılabileceğimi de beyan ettim. Benzer şartlarda hep de aynı tavrın sahibi olurum.
Fakat savaş bitti, şartlar değişti; ama, fakat demenin vakti geldi. Hükmü başa alayım: Fethedildiği günden beri İran, İslâm dünyasının büyük ve emsalsiz dahilî problemidir. Ümmetin ekseriyetini düşman bilmekte ve düşmanca davranmakta hiçbir zaman tereddüd etmedi.
Arkasına sığındığı Ehl-i Beyt muhabbeti Şia-yi Velayet için kabul edilebilir olsa da Şia-yi Hilâfet için yalandan ibarettir; mızraklarının ucuna geçirdikleri mukaddes suhuf gibidir. Ümmetin kahir ekseriyetini düşmanlaştırmak için kullandıkları bu yalanın arkasında işlemediği cinayet ve zulüm kalmadı İran'ın. Yakın zamanda Suriye ve Irak'ta yaptıkları, Amerika ve İsrail'in yaptıklarından geri değildir.
Müslümanları zillet ve zulümden kurtarabilecek tek necat kapısı olan İtttihad-ı İslâm'ın........
