menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Biz, Hizmeti Niçin Yapıyoruz?

18 1
02.02.2026

80'li yılların ortalarında, Trabzon'un ilk vakıf dershanesi Dilek Apartmanının birinci katında, hizmette vakıfâne bulunduğumuz dönemdi. Üniversite kayıtlarında tanışıp ilgilendiğimiz ve sonrasında bizimle kalmasına vesile olduğumuz bir arkadaşımız, bazı akşamlar dersaneye hem geç hem de bayağı bir yorgun olarak gelmeye başlamıştı. Israrımıza rağmen, bunun nedenini de anlatmıyordu. Bir müddet sonra, yanında değişik dergiler de getirmeye başlayınca, arkadaşla konuşmaya karar verdik. Meğer bir tarikat toplantısına katılmaya başlamış. Toplantıda da cehri (sesli)zikirler yapılınca, hem yoruluyor hem de terliyormuş. Mecburen, eve de geç ve yorgun gelebiliyormuş.

Cehri zikri anlardım da bu zikri yaparken çeşitli hareketler, hoplayıp zıplamalarla, neticede kendini de zor durumda bırakmak neyin nesiydi, diye hep kendime sormuşumdur. Sonra Eski Eserlerden Tulûat'ta, üstada sorulan "Tarikatlerdeki muhtelif zikir ayinlerine ne dersin?" sualine verilen karşılıkta bunun cevabını bir derece bulabildim. Sualin cevabı şöyle: "Ef'al ve harekâta ibadet nazarıyla bakılmamak hem vakar-ı zikre münafi olmamak, hem şer'an yasak hareket bulunmamak şartıyla, zararsızdır."

Zikir hareketlerine ibadet nazarıyla bakmamak, bir de ibadetin kendisine mahsus vakar ve ciddiyetine gölge düşürmemek şartları, gerçekten önemli. İbadet olan, zikir hareketleri değil; nefs-i zikirdir. Yani zikrin kendisidir, lafızlarıdır, lafzın feyizleridir, belki anlamıdır. Bu zikirde bulunan kardeşlerimiz, bu şartları dikkate alıyor mu bilemiyorum.

Fakat biz arkadaşımızla konuştuğumuzda gördük ki arkadaşımızın dünyası, belki zikrin kendisine değil; zikir icra edilirken yapılan, biraz da anlamsız birtakım hareketlere alışamamıştı. Bunu anlamakta zorluk çekiyor hem de biraz garipsiyordu. Biz de bu kardeşimize "Risale-i Nur'un ibadet yerinde, ilim içinde; ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde doğrudan doğruya ilm-i kelâm içinde ve ilm-i akide ve usûlü'd din içinde bir velayet-i kübra yolunu açtığını" anlatmaya ve bunun örneklerini mütalaa etmeye çalışmıştık. Arkadaş, bir derya içindeydi ama biraz da bizim ilgisizliğimiz ya da bilgisizliğimizden olacak ki bundan habersiz kalmaktaydı.

Arkadaşla mütalaalarımız ilerleyince, başka mahcubiyetler de yaşamaya........

© Risale Haber