menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Kendi Elinizle Yaptıklarınızı, Kendi Elinizle Yıkmayınız'-1

6 1
07.02.2026

Başlıktaki cümle, Hz. Peygamber Aleyhisselam'ın "ümmetimin emini" diye vasıflandırdığı sahabe Ebu Ubeyde'ye (ra) ait bir söz. Sahabenin bu sözü, hangi makamda ve hangi maksat için söylediğini, yazı serisi içinde öğreneceğiz.

70'li yılların sonları, bizim de yüksek eğitimin son sınıfında olduğumuz yıllardı. Siyasî çalkantıların ve anarşi döneminin keşmekeşlikleri içinde, hizmetin bir kenarında bulunuyor; Trabzon ve çevre il ve ilçelerde koşuşturuyorduk. Trabzon'da düzenli yapılan talebe ve esnaf meşvereti sayesinde, talebe hizmetleri yetmişli yılların başında başlamış, esnaf talebe iç içeliği ile birlikte, ahenkle yürüyordu.

Fakat cemaatin nerdeyse bütün olarak destek verdiği gazete yayını bünyesinde başlayan birtakım sıkıntıların varlığı, çeşitli şekillerde bize kadar intikal ediyordu. İşte, bu tip sıkıntıların sühuletle halli için, çeşitli zaman ve zeminlerde meşveretler yapılıyordu. İttihat ve ittifakın devamını temin için yapılan bu meşveretlerden biri de Erzurum'dan Kırkıncı Hocamızın da katılımıyla hatırladığım kadarıyla,1979'un sonlarına doğru İstanbul'da yapılmıştı. Rahmetli Kırkıncı Hocamız, bu meşverette uzun, muhtevası derin, biraz da hissiyata dokunan bir konuşma yapmıştı. Bu meşveret ve hususen bu konuşma sonrası ağlayanlar, birbirine sarılanlar, helallik dileyenlerin bile olduğu kulağımıza kadar gelmişti. Yine meşveretin kararıyla, hocamızın bu konuşması, Erzurum aksanını da bilen bir heyet tarafından yazıya çevrilmişti. Bize kadar gelen bu metni defalarca okumuş ve derslerde okutmuştuk. Fakat zamanın geçmesiyle bu metni kaybetmiştim. Fakat metni, unutamıyordum. Epey oluyor, Erzurum'a bir gidişimde, bu metnin broşür halinde basıldığını gördüm ve temin ettim. Evde, kitapların arasında duruyordu. Zaman zaman okuyup geçen bunca zamanda, bu konuşma metnine ne kadar uyduğumuzun nefis muhasebesini yaparım. Maalesef şahsen veya cemaat olarak geçer not aldığımızı söyleyemem. Hani üstad, Kur'an'a layıkınca teveccüh olsaydı, Kur'an için "Yalnız tilavetiyle teberrük olunan bir mübarek derecesinde kalmazdı." diyor ya.

Aynen öyle de küreleri bile birbirine bağlayabilecek düsturlar elimizde ama bu düsturlara layıkınca teveccüh edemeyince, maalesef müstakim ve munsıf kalpleri dağdar eden ihtilaflar, münakaşalar oldu uzak ve yakın geçmişte. Hâliyle Nurlar, sanki bu yönüyle tilavetiyle teberrük ediliyor, hakikî ve istenilen ittihat ve ittifak başka bahara tehir ediliyordu. Neyse ki genç jenerasyondan umutluyum.

Rahmetli Kırkıncı Hocanın yıllar önce yaptığı bu derin ve hissiyatlara da dokunan konuşmasını başta bu fakir ve bazı hissiyatlar için faydası olabilir mülahazası ile bu köşede iki yazı ile yayımlamayı düşündük. Bugünkü yazımızda ilk kısmı yayınlıyorum.

Muhterem kardeşlerim!

Yapılacak meşveretlerde, hizmetimize taalluk eden meseleler hakkında en isabetli ve en makul görüşü ortaya çıkarmak için, ehil kimselerin mütalaasına müracaat etmek gerekmektedir.

Cenab-ı Peygamber Aleyhisselam "Müşavere edilen emindir." buyuruyor. Çünkü müsteşar yani kendisiyle istişare edilen zat, emin, mütefekkir, müstakim, tesirata tabi olmayan, gadap göstermekten beri, pek ciddi, halim, sabırlı ve hayırhah olmalıdır. Yani hayır okumalı, hayır konuşmalıdır. Zira, bir hadis-i şerifte "Her kim kendisiyle müşaverede bulunan kardeşine, bildiği halde hilafına bir beyanda bulunursa, şüphesiz hıyanet etmiş olur." Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulur:" Her kim istişare ederse, rüşte mazhar olur. Her kim müşavereyi terk ederse, hatadan kurtulamaz."

Elhamdülillah, sizler gibi numune-i imtisal, dar-ül fazilet ve kemâl olan Nur talebelerinin meşvereti, kudsi hizmetimize ait himmet ve gayretleri arttıracak, istidad ve kabiliyetlerin inkişafına vesile olacaktır. Çünkü sizler, meleke-i hissiye ile değil, haysiyet-i akliye ile meseleleri müzakere etmek kudretine sahipsiniz.

Ancak her insanda hissiyat bulunur. Bu sebeple meşverette daima müspet meseleleri nazara vermek gerekmektedir. Menfi meselelerin zikrinde, kalpler rencide, fikirler rahatsız olabilir, şevkler kırılır. Güzel sıfatlar ortaya konduğu vakit, tahtında menfi........

© Risale Haber