menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Risale-i Nur’da Sünnet-i Seniyye ve Muhabbetullah İlişkisi-5

2 0
previous day

İkinci Nokta: MUHABBETULLAH, ittibâ-i Sünnet-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ı istilzam eder. Çünkü: ALLAH’ı sevmek, onun marziyatını yapmaktır. Marziyatı ise, en mükemmel bir sûrette Zât-ı Muhammediyede (A.S.M.) tezahür ediyor.

[Burada ana kural, “Sevenin kişisel iradesi olmaz. Seven sevdiğinde ve iradesinde fânidir. Sevilenin iradesi ise, sevdiği ve memnun olduğu şeylerde belli olur. Bu açıdan sevenin hayat gayesi, sevdiğinin razı olduğu ve sevdiği şeyleri yapmaktır. Bu şekilde sevdiğinin rızasını ve sevgisini kazanmaya çalışır.” Fani insan ilişkilerinde dahi durum bu minvalde ilerliyor. Hakikat noktasında da Allah ile insan ilişkisi Vedûd ismi çerçevesinde böyledir.

Vedûd ismi ile Habîb isminin farkını belirtmek gerekir. Habîb, seven demektir. Bu sevgide sevdiğini tanımak şart değildir. Muhabbete, bu manada “kör sevgi” de diyebiliriz. Fakat Vedûd isminin temeli olan meveddet, marifete dayalı bir sevmedir. Bu açıdan Vedûd ismi, sevgide kemal seviyeyi gösterir. Bu manada meveddet, ittiba-ı Sünnet kavramına da bire bir uyan bir sevgi çeşididir.

Allah Resulünü ve yakınlarını sevme bahsinde Kur’an, meveddet tabirini kullanıyor.[1] Onları tanıyın ki sevesiniz. Böyle sevin ki sizi kimse yolunuzdan alıkoyamasın, demek istiyor. Kör sevgi bir kırılırsa kişi Allah düşmanı olur. Fakat meveddet denilen çelik halatı koparabilecek kuvvet dünyada yoktur.]

Zât-ı Ahmediyeye (A.S.M.) harekât ve ef’alde benzemek, iki cihetledir.

Birisi: Cenâb-ı Hakk’ı sevmek cihetinde emrine itaat ve marziyatı dâiresinde hareket etmek, o ittibaı iktiza ediyor. Çünkü: Bu işte en mükemmel imam, Zât-ı Muhammediye’dir (A.S.M.).

[Seven, sevdiğinin rızasını arar. Eğer sevdiğinin razı olduğu işleri ve şeyleri bilirse onları yaparak sevdiğinin katında değer ve kabul görmeye çalışır. Bu manada Cenab-ı Hakk, Kur’anda razı olduğu fiilleri ve gazaplandığı fiilleri bildirmiş. Mesela “Ve ehallalâhu’l-bey’a ve harrame’r-riba”[2] (Allah alışverişi ve ticareti helal, faizi ise haram kıldı) âyeti ticaretten Allah’ın razı olduğunu, faize ise gazaplandığını bildirir. Helal kazanç için ticaret yapan bir aile reisi, Allah rızası üzeredir; faizle geçinmeye çalışan bir kişi ise Allah’ın gazabını kendi üzerine çeker. Kur’andaki her bir emir, o sahadaki rızayı ve o saha ile ilgili Esma-yı Hüsna’ya mazhariyet boyutunu bildirir. Nehiyler ise o sahadaki gazaba ve azaba uğratacak durumları haber verir. Rıza üzere harekete emir-nehiy boyutu ile alışan bir kişi için model şahsiyet ve imam Hz. Peygamber’dir (ASM). Çünkü Onun her bir fiili, ya doğrudan emre dayanır veya gizli emir mahiyetindeki İlahi tavsiyelere dayanır. Fakat rıza, kesindir. Sünneti rehber kabul edip de Allah’ın rızasına mazhar olmamış tek bir kişi yoktur.]

İkincisi: Mâdem Zât-ı Ahmediye (A.S.M.), insanlara olan hadsiz İhsanat-ı İlâhîyyenin en mühim bir vesîlesidir. Elbette Cenâb-ı Hak hesabına, hadsiz bir muhabbete lâyıktır. İnsan, sevdiği zâta eğer benzemek kabil ise, fıtraten benzemek ister. İşte HABİBULLAH’ı sevenlerin, sünnet-i Seniyyesine ittiba ile ona benzemeye çalışmaları, kat’iyyen iktiza eder.

[İlk yönde, Hz. Peygamber’in (ASM) getirdiği vahyin, hayata nasıl aktarılacağı ve anlaşılacağı hususunda rehberliğini gördük. Burada ise, Hz. Peygamber’in (ASM) gerek vahiy alma, gerek İlahi lütuf ve ikramlara mazhar olma ve gerekse vesile olması yönüyle Onun sevilmesi, Onu sevmenin gereği olarak Onun rızasını kazandıracak şekilde sünnete tabi olunması söz konusu… Madem Allah’ı seviyorsun, elbette Onun rızasını gösteren işleri yaparsın, diye ilk bölümde anlattı. Bu manada ilk kısım “Allah’a ve Onun mutlak kemaline imanın göstergesi” dir. Burada ise durum Allah resulünün risaletine, Onun Allah’ın kemaline ayna olması ve bu cihetle sevilmesi söz konusu… Yani “peygamberlere........

© Risale Haber