Kurban Olmak-Ada(n)mak
Kurban; “Yaklaşmak ve Yakın Olmak” manalarına gelmekte, mübalağa (Fulan) vezninden süreklilik ifade etmektedir. Hakiki manada kurban, kulluk şuuruna ulaşmayı, Rabbimize yakınlaşmayı bildirmektedir. Kurban ibadeti ile âlemlerin Rabbine ait olduğumuzun ispatı gerçekleşmekte, Ona yakın olma adına ada(n)manın önemine dikkat çekilmektedir.
Kâinatın Halık’ı Rahman’a itaat ile teslimiyetin kat’i bir alameti olan kurban; hadsiz nimet-i ilahiyeye, nihayetsiz ihsanat-ı rabbaniyeye karşı sadakat emaresi ve cüz’i bir mukabele nişanesi olarak değerlendirilmektedir.
Her ibadetin hem illet hem de hikmet cihetleri olduğu ifade edilmektedir. İbadetlerin illeti emr-i ilahi, hikmeti ise, onun ile hâsıl olan faide ve neticeleridir. Bu itibarla kurban ibadetinin illeti emr-i ilahidir.
Kurban ibadetinin hikmeti ise, eti ve kanı gibi maddi unsurları değil manevi ciheti, yani takva hakikatine vuslatı netice vermesi ile bir kıymet ifade etmektedir. Bu mana için ayet-i kerimede; “Onların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat sizden Ona ulaşacak olan (yalnızca) takvadır.”[1] denilmektedir.
Evet kurban ibadeti ehl-i tevhid olan İslam ümmetine İbrahimvari bir itaati, İsmailvari (a.s) bir teslimiyeti öğretmekte, baki olanı kazanmak adına fani olan varlığını varlığı yaratan adına ‘Adamanın’ önemini bildirmektedir.
Ada(n)mak; adanacak kapının farkına varmak, Allah’ın yoluna kurban olmak, fani dünyanın geçici işlerine bağlanmaktan kurtulmak, Bâki-yi........
