Öz Kardeş, En Birinci, En Yüksek ve En Fedakâr Talebe: Abdülmecid Nursi-4
Değerli dostlar! Bu yazımızda Bediüzzaman Said Nursi’nin ifadesiyle “öz kardeşi ve en birinci ve en yüksek ve fedakâr bir talebesi olan1 Abdülmecid Nursi’nin İkinci dönem Van hayatı ile ilgili bilgiler vermeye çalışacağız inşaallah.
Abdülmecid Nursi Ağabey, 1920’de Diyarbekir’den Van’a geri döner ve burada İdadiye Mektebi’nde öğretmen olarak çalışır. Abdülmecid Nursi’nin ilk çocuğunun hangisi olduğu konusunda maalesef farklı görüşler mevcuttur. Mustafa Öztürkçü bir yazısında şu bilgileri verir: “1884 yılında Nurs Köyünde dünyaya gelmiştir. Tahsilini Şarkta yapmıştır. Vanlı Şeyh Gazalî Efendinin torunu Rabia Hanımla evlenmiş, bu evliliklerinden beş evlâdı olmuştur. Bu çocuklarından birisi kız, diğerleri erkektir. Çocuklarının isimleri yaş sırasına göre şöyledir: Selahaddin, Fuad, Nihat, Suat ve Saadet.”2 Abdülmecid Nursi ilk çocuğuna Üstadı ve ağabeyi Bediüzzaman’ın Kürdlerin dahi ecdadı ve kahramanları3 arasında zikredip, medarı fahriniz4 diye nitelendirdiği Kudüs Fatihi İslam kahramanı Selahaddin-i Eyyubi’nin adını vermiştir. Selahaddin maalesef küçük yaşlarda vefat etmiştir.5 Ağabeyler Anlatıyor kitaplarının müellifi Ömer Özcan ise bu konuda şu bilgiyi verir: “Üçü erkek sonuncusu kız olmak üzere dört evladı vardır. Bunlar sırasıyla Nihad, Fuad, Suad ve Saadet’tir.”6 Halil Uslu da Abdülmecid Nursi’nin çocukları konusunda, “Beş evladı olmuştur. Sırası ile Selahaddin, Fuad, Nihat, Suat ve Saadet; halen hayatta kalan, kızı Saadet’tir”7 bilgisini verir.
Abdülmecid Nursi’nin Van hayatında ikinci çocuğu adına Fuadiye Risalesi adlı eseri yazdığı oğlu Fuad’tır. Fuad’ın doğumu ile ilgili olarak Öztürkçü şu bilgiyi veriyor: “Fuad, Abdülmecid Efendi’nin ikinci çocuğudur. 1923’te Van’ın Tepetaşı mahallesinde 11 numaralı evde dünyaya geldi.”8 Bediüzzaman Said Nursi, Ankara’da Mustafa Kemal hükümetinin din aleyhtarı bir yapıda olduğunu görünce onların Kürdistan Umumi Vaizliği, Diyanet Riyasetinde önemli görevler, köşk tahsis edilmesi gibi tekliflerini reddedip Van’a geri döner. Arşiv belgeleri dönüş tarihini 6 Eylül 1924 olarak ortaya koyarlar.9 Bediüzzaman Van’a gelince ilk önce kardeşi Abdülmecid Nursi’nin evine yerleşir. Abdülmecid Ağabeyin eşi Rabia Hanım Bediüzzaman’ın evlerine gelmesini ve oğlu Fuad ile olan yakından ilgilenmesini şöyle anlatır:
"...Birinci Cihan Savaşı'ndan sonra, Seyda Van'a geldiği zaman, bizim Toprakkale semtindeki evimizde bir müddet kaldı. Evimize onu ziyaret için hemen her gün birçok kimseler gelip giderlerdi. Biz de yeni evlenmiştik. Oğlum Fuat beş-altı aylıktı. Onu ilk defa Seyda yürüttü. Ben misafirlerin ziyade kalabalık olmasından sıkılıyordum, amma hiç kimseye hal diliyle de olsa bir şey demiyordum. Bir gün Seyda, bizim Bey'e demiş ki: ‘Rabia zayıf olduğu için misafirlere hizmetten sıkılıyor, yoruluyor. Günden güne de ziyaretçiler çoğalıyor. Onun için ben Nurşin Camii’ne gideceğim. Benim sabah kahvaltılarımı oraya gönderirsiniz." Seyda'nın kahvaltı dediği şey de, çok basit şeylerdi. Bir çay tabağı bal, üstüne de kırılmış ceviz içi kordum, o kadar... Hatta işitiyordum, bu kadarcık kahvaltıdan gelenlere de ikram ediyormuş. Seyda, Nurşin camiine gittikten sonra, her sabah kapımıza kahvaltıyı almak için gelen talebesine ben kahvaltıyı hazırlar verirdim. Akşamları da boş tabağı getirirlerdi.
“Seyda bizim evde iken, geceleri hiç uyumazdı. Odasından hep dua sesleri gelirdi. Bizim evde iken, Van valisi haftada hiç olmazsa bir defa Seyda'nın ziyaretine gelirdi. Bir gün oğlum Fuat, sürünerek Seyda'nın odasına girmiş, Seyda'nın tesbihiyle oynamış, derken tesbihin ipini kırmış, bir tanesini de yutmuş. Seyda bunu bana haber verdi: "Rabia korkma, Fuad tesbihin bir tanesini yuttu, bir şey olmaz, geri çıkarır" dedi. Gerçekten Fuad'a bir şey olmadığı gibi, tesbih tanesini yuttuğu günde de yürümeye başladı. Seyda Fuad'ı çok severdi.
“Bir de Seyda'nın bir kedisi vardı... Kendileri Nurşin camiine gidince kedi bir gün benim namaz seccademi kirletmişti. Ben de iki tokat vurdum. Bu dayaktan sonra, kedi kayboldu, akşam eve gelmedi. Bir gün sonra, her gün sabah kahvaltıyı almaya gelen talebesi de gelmedi. Ben bizim beye, "Talebe........
