menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ramazan Günlükleri (18) İnsan büyüdü mü küçüldü mü?

12 0
16.03.2026

Kalp meselesi, bütün konuştuğumuz başlıkların merkezidir: ilim, mârifet, tevhîd, ihlâs, riyâ… Hepsi kalpte başlar, kalpte bozulur, kalpte arınır. Çünkü İslam düşüncesinde kalp yalnız biyolojik bir organ değildir; idrak, niyet, yöneliş ve anlam merkezidir. İnsan “gönül” ile insandır.

Kur’ân’ın kalp tasviri son derece derindir: Açılmış kalp, kilitli kalp, mühürlü kalp, takvâ ile imtihan edilmiş kalp, nur üzere olan kalp… Yani insanın asıl durumu kalbiyle belirlenir. İhsan hadisi de bunu teyit eder: “Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmek.” Bu, kalbin görmesidir. Göz değil; kalp.

Batı düşüncesinde ise insanın merkezi daha çok akıl ve bilinçtir. Modern bilim insanı biyolojik, nörolojik ve psikolojik süreçlerle açıklar. Bu açıklamalar elbette kıymetlidir; fakat kalp kavramı metafizik derinliğiyle korunmaz. Kalp indirgenince insan da indirgenir. Ruhun yerini beyin kimyası, murâkabenin yerini davranış analizi, ihlâsın yerini motivasyon teorileri alır.

Manevî Trafo Kapatılınca: “Manevî trafo” kapatılınca ne olur?

İnsan anlamı dışarıda arar.

İç murâkabe zayıflar.

Vicdan, ilâhî bağdan kopar.

Kalp, Allah’ın nazar ettiği yer olarak görülürse, insan kendini sürekli gözetim altında hisseder; bu korku değil, edep üretir. Kalp biyolojik bir pompa olarak görülürse, insanın iç dünyası nörolojik bir süreçten ibaret sayılır. Böylece manevî inkıraz başlar.

Bugün modern toplumda sık görülen tablo budur: Eğitimli, kariyer sahibi, şık giyimli, sosyal statüsü........

© Pusula Gazetesi