Ramazan Günlükleri (18) İnsan büyüdü mü küçüldü mü?
Kalp meselesi, bütün konuştuğumuz başlıkların merkezidir: ilim, mârifet, tevhîd, ihlâs, riyâ… Hepsi kalpte başlar, kalpte bozulur, kalpte arınır. Çünkü İslam düşüncesinde kalp yalnız biyolojik bir organ değildir; idrak, niyet, yöneliş ve anlam merkezidir. İnsan “gönül” ile insandır.
Kur’ân’ın kalp tasviri son derece derindir: Açılmış kalp, kilitli kalp, mühürlü kalp, takvâ ile imtihan edilmiş kalp, nur üzere olan kalp… Yani insanın asıl durumu kalbiyle belirlenir. İhsan hadisi de bunu teyit eder: “Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmek.” Bu, kalbin görmesidir. Göz değil; kalp.
Batı düşüncesinde ise insanın merkezi daha çok akıl ve bilinçtir. Modern bilim insanı biyolojik, nörolojik ve psikolojik süreçlerle açıklar. Bu açıklamalar elbette kıymetlidir; fakat kalp kavramı metafizik derinliğiyle korunmaz. Kalp indirgenince insan da indirgenir. Ruhun yerini beyin kimyası, murâkabenin yerini davranış analizi, ihlâsın yerini motivasyon teorileri alır.
Manevî Trafo Kapatılınca: “Manevî trafo” kapatılınca ne olur?
İnsan anlamı dışarıda arar.
İç murâkabe zayıflar.
Vicdan, ilâhî bağdan kopar.
Kalp, Allah’ın nazar ettiği yer olarak görülürse, insan kendini sürekli gözetim altında hisseder; bu korku değil, edep üretir. Kalp biyolojik bir pompa olarak görülürse, insanın iç dünyası nörolojik bir süreçten ibaret sayılır. Böylece manevî inkıraz başlar.
Bugün modern toplumda sık görülen tablo budur: Eğitimli, kariyer sahibi, şık giyimli, sosyal statüsü........
