menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hac Yolculukları

44 0
15.04.2026

İnsanlar yerleşik hayata geçmeden önceki arayış dönemlerinde mekâna ulûhiyet kazandırma gayretleriyle belirli noktaları ön plana çıkarmış, buraların etrafını çevreleyerek insanların bu mekânlara giriş çıkışlarına dikkat etmelerini, saygı göstermelerini amaçlamışlardır.

Kutsal mekânlara giderek orada ibadet etme, hemen hemen her dinde görülen bir ibadet şeklidir. Çin ve Japonya’da yüksek dağların en zirve yerleri, Hindistan’da Himalayalar, Ganj Nehri, Budizim’de Kuşinagara bölgeleri insanların ibadet yapmak, günahlarından arınmak için seçmiş oldukları noktalardır.

Musevilikte Süleyman Mabedinden kalan Ağlama Duvarı kutsal mekân ilan edilirken, Hristiyanlıkta Meryem Ana ile ilgili birçok yer hacı olmak için kutsanmış mekân olarak görülmüştür. Yine Kudüs şehrinin her üç din için kutsiyeti çok yüksektir.

Kutsal yerler ilk başlarda o dine mensup kişiler için yakın bir mekân olmasına rağmen dinin geniş coğrafyalara yayılması ve yeni milletlerce benimsenmesi ile mesafeler açılmış, insanlar bu kutsal mekâna ulaşmada çok büyük sorunlar yaşamaya başlamıştır.

Bu mekânları korumak adına insanlar binlerce yıl savaşmış, oraya ulaşmak için çok çileli yolculuklar yapmıştır.

Özellikle Hint tarafında yaşayan insanlar kendilerini Tanrı karşısında aşırı derecede hakir, günahkâr olarak görme kültürüne sahiptir. Kendilerini affettirmek için on bin yıl tek ayak üzerinde duran, yüz bin yıl yemeden içmeden yaşayan, Himalaya’da bir milyon yıl tek ayak üzerinde durarak çileli bir süreçten sonra Tanrı tarafından affa uğradıklarını anlatan efsaneler Sih ve Buda taraftarları arasında yayılmıştır. Bu anlayış zamanla dini uğruna çileli yaşayışı, uzun yolculukları beraberinde getirmiş, insanlar en........

© Pusula Gazetesi