ŞAHSİYETİNİ KAYBETMENİN DRAMI…
İnsanın en büyük serveti ne parasıdır, ne makamıdır, ne de bu ikisi sayesinde etrafına üşüşen sahte kalabalık.
İnsanın değeri şahsiyetinde, vicdanında ve hakikate olan sarsılmaz bağlılığındadır. Bunları kaybeden insan, ne kadar parası, makamı ve gücü olursa olsun, içi boş bir gölgeden başka bir şey değildir.
Ne yazık ki içinde yaşadığımız çağ, dürüst, omurgalı, işini iyi ve doğru yapanları değil, kendini konjonktüre göre ustaca pazarlayan, ilkesiz ve kişiliksiz omurgasızları ödüllendiriyor. Bu sebeple insanlar da makam, mevki için hakikati savunmak yerine gücün, kalabalığın ve kişisel çıkarlarının peşine takılıyor.
Bu çarpık düzende en çok konuşanlar da kimliksiz, kişiliksiz olmalarına rağmen kendilerini iyi pazarlayanlardır ve söyledikleri başkalarına ait ezberlenmiş sloganlardır.
Bunlar savunduklarını, neyin uğruna savunduklarını bilmezler, yanlışları bile alkışlarlar. Haksızlık karşısında ise dilleri tutulur, çünkü konuşmanın bedeli vardır. Böylece şahsiyetin yerini itaat, düşüncenin yerini ezber, eleştirmenin yerini övgü,........
