menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şehirde maraba veya köyünde efendi olmak!

19 0
06.04.2026

Eskide kalan bir galatımeşhurdur, ‘şehirde limon satar evimi geçindiririm”. Günümüz şartlarında kent yaşamının düşük gelirli aileler için çok ağır olduğu bir gerçek. Yüksek konut fiyatları, yüksek kira asgari ücretli, hatta limon satıcısı için ödenmesi zor rakamlardan oluşuyor.

Kentler, özellikle köyünden kalkıp şehre iyi yaşam için gelenler için aldatıcı ışıltılı bir yaşamdan öte bir anlam taşımıyor. Köyler ile şehirlerin birbirine mesafesinin yakınlaştığı bu çağda, şehirde yaşama çilesine katlanmanın akılcı olmadığını kabul etmek gerekiyor.

Köyler, şehirde ulaşılabilecek her konfora ulaşılabilecek imkanlara sahip. Öyleyse şehir ısrarının çok anlamlı olmadığını görmek gerekiyor.

Bu gerçekler ışığında İktidar, köylerin canlanması için önceki destek programlarına benzer ama daha kapsayıcı bir projeyi hayata geçirdi. Projeyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıkladı. Erdoğan; Küçükbaş hayvancılığını desteklemek amacıyla yeni bir projeyi daha devreye alıyoruz. “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” adını verdiğimiz projenin ilk etabında tam 150 bin küçükbaşı üreticilerimize uygun şartlarda vereceğiz.                                                     

İlk hayvanları da yetiştiricilerimize bu yıl içinde teslim edeceğiz. Bu projede kadın ve genç üreticilerimize öncelik vereceğiz. Ayrıca veteriner hekimlik, ziraat ve gıda mühendisliğinden yeni mezun gençlerimize de bu projeye başvurmaları halinde öncelik sağlayacağız.

Böylece gençlerimiz hem doğdukları topraklarda kendiişlerini kuracak hem de üretime ve istihdama güç katacak. Küçükbaş hayvancılık yapmak isteyen bütün genç ve kadın üreticilerimizi bu projeye başvurmaya davet ediyorum.”

Bundan iyisi Şam’da kayısı!

Bu projede Devletin bir tek “sen yorulma, biz yetiştirip satacağız; kazanç senin” demediği kalmış. Kamu desteğini veriyor, iş biraz da topluma kalıyor. Üretici başına 100 küçükbaş. 2 yıl geri ödemesiz 7 yıla kadar vade. Ayda 15 bin ₺ bakım desteği. Ziraat Bankasından 0 faizli kredi imkanı. Resmen  "Al, hayatını kurtar" projesi. Kıymetini bilene.

Işıltılı yaşam aldatmasın!

Köyden şehire göçün altında, köylünün yeteri kadar kazanç sağlayamaması, çocuklarının iyi eğitim alma isteği, daha iyi bir yaşam sürme güdüsüdür.

Bugünün gerçekleri insanların köye göçünün daha akılcı olduğunu gösteriyor. Son yılların, herkesin üniversite okuması zorunluluğunun sonunun üniversiteli işsizliği doğurduğunu gördük. Üniversite bitiren gençlerin sayısının çoğalması iş imkanlarını daralttığı gibi, iyi bir bölümden mezun değilseniz işe alımlarda dezavantajlı konuma dahi geliyorsunuz.

Orta veya lise mezunu gençler, iş ararken çok ayrıntıya takılmıyor. Üniversite mezunları ise düşük profilli işleri ya kabul etmiyor veya o işlere talip olmayı ayıp sayıyor. Bu durum aile yükünü artırıyor, mutsuz insanların sayısı katlanıyor.

Herkesin üniversite bitirmesinin bir anlamı olmadığını kavramaya başladık. Oysa köyde kendi işinin efendisi olmak, yüksek gelir seviyesine ulaşmak şehire kıyasla çok daha kolay. Üniversite tercihi illa da olacak ise Ziraat Fakülteleri tarım ve hayvancılığı düşünenler için iyi bir kapı.  

Eğitimli çiftçi, her zaman yüksek gelirin yolunu bulacaktır. Devletin çeşitli destekleri bu kapıları daha çok açmaktadır. Köy yaşamının 30 yıl 50 yıl öncesine göre çok değiştiği bir gerçek. Mesele konforu artıracak yüksek gelir elde etmek ise en çok fırsat köylerde bulunuyor. Akılcı girişimler kendinin efendisi yeni bir köylü kitlesi oluşturabilir.


© Pusula Gazetesi