menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sevgi Peygamberi

38 0
25.08.2026

Rabbi onu terbiye ederek, en güzel ahlakı tamamlamak üzere görevlendirmişti. Yetim ve öksüz büyüdü. Doğruluğu, dürüstlüğü ve eminliği ile herkes tarafından sevildi ve sayıldı. Statünün, paranın, şehvetin, saltanatın hâkim olduğu; mazlumun, fukaranın, güçsüzün ve aciz’in dışlandığı, adalet kavramının olmadığı, ahlâksızlığın saygınlık gördüğü bir sistemde yaşamak, onun temiz fıtratına uygun değildi. Akrep nokta nokta ruhunu sokarken, Hira dağında, mevsimden mevsime giren düşünce ikliminde gezdi, dolaştı. “Oku” emri geldiğinde, kâinatı okuması gerektiğini anladı. Evreni, geceyi, gündüzü, canlıyı, cansızı, güneşi, ayı, suyu, toprağı, ateşi, kısaca yaratılan her şeyi okumaya ve yaratıcısını anlamaya çalıştı. Yaratılış fıtratına uygun olmayan, her türlü beşeri uygulamaların çirkinliğine karşı, hakkı hâkim kılmak görevi ile vazifelendirildiğinde, çileli ve zorlu bir yola girdiğinin farkındaydı. Hakarete uğradı, taşlandı, dışlandı, üzerine baskı kuruldu, buna rağmen; “Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz dahi, bu yoldan asla dönecek değilim” dedi. İnsan nefsinin arzuladığı her teklifi, inandığı değerler uğruna eliyle itti. O; kuru et yiyen birinin oğlu olduğunu hiç unutmadı. Hurma liflerinden yapılmış yer yatağında yatarken, sırtında izler çıkardı, bu durumu görüp üzülenlere “Dünya hayatı, bir ağacın altında nevalesini yiyip giden bir atlının, konakladığı zaman gibidir” der geçerdi. Emrolunduğun gibi........

© Pusula Gazetesi