RAMAZAN AYI VE HATIRAMIZDA KALANLAR
Ana karnından dünyaya merhaba dediğimiz de ilk gördüğümüz rengi, ilk duyduğumuz sesi, ilk aldığımız tadı hatırlayanımız var mı bilemiyor ama hayatımızda bazı ilkleri unutmamızın söz konusu olmadığını söyleyebilirim.
İlk camiye veya okula gidişimiz, ilk oruç tutuşumuz, bir ölünün soğuk yüzünü ilk görüşümüz gibi, hayatın akışı içerisinde muhatap olduğumuz bu ilkler zinciri uzar gider, taki son nokta ölümü tadıncaya kadar.
Kış mevsiminde karşıladığımız Ramazan ayının, bazılarımız için ilk, bazılarımız için ise son Ramazan olabilme gerçeği, hayatın kabullerinden başka nedir ki?
Ömür; insanların ilk ve son nokta aralığında koşma ve yorulmasıyla gelip geçerken, hayaller ve hatıralarda bu sürecin en anlamlı tarafını ifade ederler.
Bayramlar gibi, Ramazan ayının da hepimize hatırlatacağı bir takım özel anıları elbette ki mevcuttur. Bu bağlamda, Ramazan ayı geldiğinde, benimde aklıma rahmetli anneannem ve babam gelir.
Hayal meyal hatırlıyorum. Rahmetli babam elimden tutar, beni meşhur “İhmal imamı” diye bilinen, Hacı Mehmed Efendi’nin imamlık ettiği, İhmal Camii’ne götürürdü.
Camiye girer girmez, benim yerim hocanın vaaz verdiği kürsü olurdu. Caminin ilahi havasını ilk teneffüs ettiğim zamanlarımdı
Yumuşak minder üzerinde namazın bitmesini bekler, çocuk dünyamla etrafımı algılayıp anlamaya çalışırdım.
Caminin içerisinin sıcaklığından ve cemaatin kalabalığından, bazen de kürsüde uyuduğumda olurdu.
Teravih namazı dağıldıktan sonra İhmal imamı, babam ve bir takım cemaat, İhmal Camii’nin yakınındaki “Sinekli Kahve” ismini verdikleri kahvehanede limonlu çaylarını içerlerken, İhmal İmamı’nın sohbetinden istifade........
