menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI'NDA ERZURUM

23 0
22.07.2026

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın üzerinden tam elli iki yıl geçti.

Tarihimizin önemli olaylarından biri olan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yapıldığı günlerde, ülkede yaşanan olağanüstü durumu, coşkuyu ve heyecanı bugünkü nesillerin kavrayabilmeleri, elbette ki tarih kitaplarıyla sınırlıdır.

Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa’nın şehrimizde yaptırdığı Lala Paşa Camii’nden dolayı, Kıbrıs kelimesine karşı bir aşinalığımızın olduğu söylenebilir.

1963 yılında Erzincan Kapı’daki Cumhuriyet İlkokulu’nda okurken, o günlerde büyükler arasında konuşulan Kıbrıs ve Makarios kelimelerini sıkça duyardık.

Bir gün okuldan eve dönerken, Erzincan Kapı’daki zabıta karakolunun karşısındaki kahvehanelerin önünde büyük bir kalabalığın: “Ordu Kıbrıs’a; Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır” sloganları ile yürüdüklerini görünce, çocuk halimizle olağanüstü bir durum olduğunu hemen fark edip, olup biteni anlamaya çalışmıştık.

Halk tarafından yapılan bu eyleme “Miting” ismi verildiğini, ilerleyen yıllarda öğrenmiştik.

Çalkantılarla geçen ülkemizde bu mitinglerin yüzlercesine tanık olmuştuk ve olmaya da devam ediyoruz.

Erzincan Kapı’da hayatımın ilk mitingini dün gibi hatırlamaktayım.

Esnafın ve sıradan vatandaşların organize ettiği bu mitingde üniversite öğrencilerinin sayısı oldukça azdı.

Bir at arabasının üzerinde, siyah papaz elbisesi giydirilmiş Makarios kuklası vardı, mitinge katılanlar bu maketi çürük yumurta ve taş yağmuruna tutuyorlar, bir yandan da “Makarios, keçi sakallı deyyus” diye bağırıyorlardı.

Miting, kuklanın yakılmasıyla sona erince, bizlerde heyecanla evimize koşup, büyüklerimize gördüklerimizi bir güzel anlatmıştık.

Artık her evde, her ortamda Kıbrıs konuşulur olmuştu, “Kanlı Noel” diye bilinen olaylarda, Rumların Türklere karşı işledikleri vahşi cinayetler gözyaşları içerisinde dilden dile anlatılıyor, hele askeri tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ile üç çocuğunun banyoda katledilmelerine yürek dayanmıyordu.

Kıbrıs üzerinde uçuş yapan uçağımızın Rumlar tarafından düşürülmesi ve pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’in şehit olması hepimizi derinden yaralamıştı.

Bu arada körpe hafızalarımıza Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ın isimleri de yavaş yavaş yerleşmeye başlamıştı.

Aradan uzun yıllar geçmişti, Ankara’da üniversitede okuduğum yıllardı, yazın bunaltıcı sıcağında derslerim bitmiş, otobüs biletimi almış, sabırsızlıkla Erzurum’a gideceğim günün heyecanı içerisindeydim.

Ulus’ta, bir kahvehanede arkadaşlarımızla birlikte çay içerken, birden caddenin hareketlendiğini fark........

© Pusula Gazetesi