KARA GÜNLERDEN ÖZGÜRLÜĞE
Erzurum’un üzerine kara bulutların çöktüğü “ Akşamdan yükleri tay eylediler/Sabahtan öküze ho eylediler/Erzurum satıldı pay eylediler/Sene gardaş sene ille bu sene/Gide de gelmeye bu hayın sene“ türküsünün Palandöken’den yankılandığı günlerdi.
Osmanlı ordusunu geri çekilmek zorunda bırakan Rus birlikleri, Anadolu’nun kilidi Erzurum’a yaklaşmışlardı.
1829 ve 1877 yılından sonra Rusların bu üçüncü gelişleriydi.
Düşman eline geçmesin diye şehirdeki stratejik yerler ve cephanelikler havaya uçuruluyor Ana dolu’nun içlerine uzanacak olan göç kervanları yollara diziliyor “Göç göç oldu, göçler yola dizildi” türküsü yaşanan dramı anlatıyordu.
Erzurum’un kışı bu kez daha zorluydu.
Erzurum ahalisi, yaşlı, genç, kadın, çocuk, çetin kış şartlarına aldırmadan Sivas, Tokat, Yozgat, Kayseri ve Adana istikametine doğru yollara düşmüş, binlerce Erzurumlu bu yollarda can vermişti.
Terk edilen vatan toprağı, kaybedilen canlar, arkada bırakılan hatıralar, bayrağın, vatanın ve devletin önemini yorgun hafızalara kazıyordu.
600 yıllık Cihan İmparatorluğu çatırdamaya başlamış, Osmanlı’nın kaleleri bir bir düşüyordu.
Ay yıldızlı bayrağın dalgalandığı Türk yurtlarında artık hüzün ve acı hâkimdi.
Mağrur Ruslar, 16 Şubat 1916 yılında Kars Kapı’ dan şehre girdiler.
Tarihin ağladığı gündü. Mülki İslâm’ın kilidi, dadaşlar diyarı Erzurum, Ruslara teslim ediliyordu.
Edirne müdafii Şükrü Paşa’nın, Nene Hatun’un , Ziya Paşa’nın şehrinde artık düşman bayrağı dalgalanacaktı.
ABD konsolosluğu önünde toplanan İstikbâl heyeti yanlarına konsolosu alarak bir tepsi içine koydukları Kur’an-ı Kerim, ekmek ve tuz ile birlikte Kars........
