menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erzurum'da Kurban Bayramı

5 0
monday

           Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı.

           Kurbanlıklar yavaş yavaş piyasaya çıkmaya, çarşılarda ve evlerde bayramın heyecanı kendini hissettirmeye başladı.

Ramazan ayı ve Ramazan Bayramı Erzurum’da bütün canlılığı ile yaşandığı gibi, Kurban Bayramı da Erzurum’da yüzyıllar ötesinden gelen inanç ve gelenek anlayışı içerisinde kutlanır.

Bizim dönemimizdeki Kurban Bayramı coşkusu ile günümüz Erzurum’undaki Kurban Bayramı kutlamalarının pek farkı olmadığını gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz.

Gelişen teknolojinin getirdiği bazı yenilikler dışında, dini bayram kutlamalarının özünde pek fazla değişen bir kültür erozyonunun olmaması, Erzurum’u farklı yapan özelliklerinin başında gelmektedir.

Bayramdan önce evler; dip köşe, kapı pencere demeden tertemiz hâle getirilir, cümle kapısının önündeki tahta eşik bile silinir, pırıl pırıl edilirdi.

Evlerimizdeki temizlik anlayışının ve Erzurumlu hanımların hamaratlıklarının azalmadan devam etmesi ise “Temizlik imandandır” düsturunun güzel bir yansıması olarak günümüzde de uygulanmaktadır.

Evin küçük kızları bu temizlik işlerinde annelerine yardım ederek hayatın ilk derslerini öğrenirler, yani “Öğüdü yuvada almaya” başlarlar.

           Kurban kesecek aileler, ya bağlantıları oldukları köylerden kurbanlıklarını getirir veya şehrin muhtelif yerlerinde kurulan kurban pazarlarından alırlar.

Ailenin büyüğü kurbandan anlıyorsa kendi gider, eğer bu konuda bilgi sahibi değilse işten anlayan bir arkadaş veya yakını vasıtasıyla kurban alımı yapılır.

Genelde evin erkek çocukları da kurbanı alacak aile büyüğü ile gider, gelecek yıllar için tecrübe kazanırlar.

Kurbanın alınıp eve getirilmesi çokta zevkli ve meşakkatli olur, inat eden veya zapt edilemeyen hayvan zorda olsa evin kapısına getirilir, evin hanımı ve kızları pencerelerden bakarak meraklarını giderirler.     

Pazarda, hayvanın kapak attığına (Dişinin çıkıp çıkmadığına), yani yaşını doldurduğuna bakıldığı gibi, hayvanın süslü olmasına da dikkat edilir; sıkı pazarlıkların yapılıp kurbanın alınmasıyla birlikte, işin büyük bir kısmı halledilmiş olur.

Kurbanlıkların ağızlarının açılıp dişlerine bakılması da yine pazarın renkli görüntülerindendir.

Bir hayvanın ağzı, dişleri var mı diye o kadar çok açtırılmış ki hayvan bir müddet sonra Pavlov’un şartlı refleks olayı gibi, müşteriyi görür görmez ağzını açmaya başlamış, bu komik durum, pazar esprileri içerisinde hâla anlatılmaktadır.

Pazarlık halinde oldukça ilginç sahnelerin yaşandığı ortamlarda, satıcının kurbanının özelliklerini öne çıkarmak için: “Bey, küspe yememiştir, evin malıdır ” tarzındaki sözleri de en çok işitilenler arasındadır.

Bir de alıcıyla satıcının arasını yapmak için aracı olan ve onların tokalaşmalarını sağlayarak kollarını sallayan, “Miyanci” ismindeki şahısların da pazardaki rolleri görülmeğe değerdir.

Pazar da parayı verip kurbanı alan şahsa: “Bey, kaça oldu” diye sorulmadan da edilmez, bu şekilde piyasanın nabzı tutulmaya çalışılır.

Rayicin üzerinde kurban alanlar ise verdikleri paranın çokluğuna bakmazlar, ibadetin ruhuyla, ucuz ve pahalı kavramlarından uzak durmaya çalışırlar.

Eskiden evlerde, bahçeler veya münasip yerler çok........

© Pusula Gazetesi