menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emaneti Mülk Sanan İnsan

13 0
16.01.2026

İnsanlık tarihi çoğu zaman ilerleme hikâyesi olarak anlatılır.
Ateşin bulunması, tekerleğin icadı, yazının ortaya çıkışı, sanayi devrimi, dijital çağ…
Her aşamada insanın gücü artmış, sınırları genişlemiştir.

Fakat bu hikâye genellikle eksik anlatılır.
Çünkü insanlık tarihi aynı zamanda azgınlaşmanın, unutmanın ve kendini yeterli zannetmenin de tarihidir.

Kur’an-Kerim, bu gerçeği (mealen) tek bir cümleyle özetler:
“İnsan kendini müstağni gördüğünde azgınlaşır.”

Yani insan, ihtiyaç hissetmediği anda tehlikeli hâle gelir.

Bugün insanlık, tarihte eşi görülmemiş bir eşiğe gelmiştir.
Hastalıkların büyük kısmı kontrol altına alınmıştır.
Ömürler uzamakta, organlar yedeklenmekte, makineler düşünmekte, robotlar çalışmaktadır.
İnsan ilk defa bu kadar “güvende” hissetmektedir.

Ama tam da bu noktada sormamız gereken bir soru vardır:
İnsan ne zaman Allah’a (CC) daha çok yönelir?
Darlıkta mı, bollukta mı?

Tecrübe gösteriyor ki; insan darlıkta dua eder, bollukta unutur.

Hazreti Musa kıssasında Karun’un anlatılması tesadüf değildir.
Karun, sadece zengin bir adam değildir.
O, ilmi kendine mal eden insan tipinin sembolüdür.

Karun’un düştüğü hata şudur:
“Ben bu servete, bendeki ilim sayesinde ulaştım.”

İlim, burada bir nimet olmaktan çıkıp bir kibir aracına dönüşür.
Çünkü ilim emanettir.
Emanet ise sahibini hatırlamayı gerektirir.

Karun’un hatası, altını sevmesi değil;
altını kendinden bilmesidir.

Bugün Karun figürü........

© Pusula Gazetesi