GEMİ
Bir gemi geçiyor gözümün önünden
Cayır cayır yanan bir gemi
Soylular doluşuyor sallara
Kundakçılar ciğerime basarak kaçıyorlar yangından
Üzerine bastığınız benim ciğerim
Babanızın malı değil ya.
Çırılçıplak bir soytarı ağlıyor köşe başında
Ağır adımlarla gemiyi ölçüyor bir hazret
Kararlı bir niyet tartıyor emelini
Hint kumaşı, sere serpe yatıyor tezgahta
Gazze’de bir çocuk, arıyor ellerini.
Bir gemi geçiyor gözümün önünden
Güvertesinde ölüp ölüp dirilenler
Meydan okuyorlar en kudretliye
Dillerinde buz gibi eriyor dağlar
İki dudaklarının arasında eziliyor hak arayanlar
Ağır hastalıklar bulaştırıp sevk ediyorlar Fizan’a
Aklıyla övünüyor suya sabuna dokunmayanlar
Bir gemi geçiyor gözümün önünden
Yer yer deniz ve okyanus
Çaylar, dereler, nehir ve göller
Dağlar, ovalar, toprak ve orman
Güvertesinde öbek öbek ülkeler
Aristokratların nutukları taşıyor kamaradan
Emperyalist bir el okşuyor yelkenleri
Gemiden bir roket yükseliyor fezaya
Afgan bir kadın kesiyor memelerini.
Bir gemi geçiyor gözümün önünden
Galaksinin sarmallarında naçar bir gemi
Garp dan uğursuz bir rüzgar esiyor yüzüne
Felç ediyor umudu, kör ediyor hayalleri
Ensesinden vuruluyor sivil bir asker
Bir yörenin, katlediliyor öğretmeni
Gözümün önünde bir gemi
Çekilmiş tırnakları, sökülmüş dişleri
Görsen kocaman kütle, obez bir iskelet gibi
Kâh acıyla feryat ediyor kâh pis pis gülüyor
Kübalı bir çiftçi kemiriyor devrimini
Bir gemi geçiyor gözümün önünden
Cayır cayır yanan bir gemi
Hem ihtişamlı hem öyle zavallı
Sanırsın, şaraba düşmüş ihtiyar bir deli
Ben geminin hem içindeyim hem dışında
Yangın, bir arkamda, bir karşımda
Aklım havsalam almıyor nasıl ve niçin
Elleri kanla birleşmiş bir piçin
Kahpelikleriyle yanıyor bu gemi
Güvertesinden bir ah yükseliyor arş-ı alâya
Kundakçılar ciğerime basarak kaçıyorlar yangından
Üzerine Bastığınız benim ciğerim
Babanızın malı değil ya.
