İttifak Artık 360 Derece Bakıyor: NATO 3.0 Ne Demek?
İttifak Artık 360 Derece Bakıyor: NATO 3.0 Ne Demek?
İttifak Artık 360 Derece Bakıyor: NATO 3.0 Ne Demek?
“NATO artık 360 derece düşünüyor”, “Türkiye’nin Rusya’yla ara bulucu rolü NATO için önemli” ve “Rusya’nın bir NATO toprağına saldıracağını düşünmüyorum”… Doç. Dr. Savaş Biçer, Ankara Zirvesi sürerken İttifakın yeni stratejisini, Avrupa’nın güvenlik arayışını ve Türkiye’nin kritik konumunu değerlendirdi.
Baltık’tan Karadeniz’e, Arktik’ten Doğu Akdeniz’e uzanan hatta güvenlik artık yalnızca sınırları değil, ekonomiyi, teknolojiyi, diplomasiyi ve siyasetin dilini de yeniden biçimlendiriyor. NATO da tam bu kırılmanın ortasında, kendi kuruluş felsefesini bugünün şartlarına göre yeniden tarif etmeye çalışıyor. Bir yanda Avrupa’nın Amerikan güvenlik şemsiyesi olmadan ayakta kalıp kalamayacağı tartışılıyor; diğer yanda Rusya ile doğrudan savaşın değil, uzun soluklu yıpratma mücadelesinin kuralları yazılıyor. İttifak, bir taraftan caydırıcılığını büyütmeye çalışırken diğer taraftan kendi içinde yeni bir iş bölümü kuruyor. Türkiye ise bu denklemin yalnızca coğrafi merkezinde değil; Karadeniz’de, Doğu Akdeniz’de, Montrö’de ve Moskova ile kurabildiği temas sayesinde masanın en kritik aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. “NATO 3.0” denilen yeni dönem ne anlama geliyor? Avrupa, Amerika olmadan kendi güvenliğini sağlayabilir mi? Türkiye’nin aynı anda hem NATO’nun vazgeçilmez üyesi hem de Rusya ile konuşabilen birkaç ülkeden biri olması nasıl okunmalı? Bu soruları, uzun yıllardır NATO, güvenlik politikaları ve askerî strateji üzerine çalışan Doç. Dr. Savaş Biçer’e yönelttik. Biçer, Ankara Zirvesi’nin perde arkasını, NATO’nun yeni güvenlik mimarisini ve Türkiye’nin giderek ağırlaşan jeopolitik rolünü yalnızca bugünü değil, önümüzdeki yılların güç dengelerini de okuyarak değerlendirdi.
“Zaten alınmış kararlar, mutabakata varılmış dosyalar bu zirvelerde deklare edilir”
NATO zirvelerinde ne yapılıyor? Bu zirveler niye önemli?
NATO’nun devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı zirveleri var, savunma bakanlarının ve genelkurmay başkanlarının katıldıkları muhtelif başka zirveler var. Ankara’daki zirve, en üst seviyede gerçekletirilen, devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı zirve.
Aslında NATO zirveleri tamamen göstermeliktir. İttifakın medyaya yönelik bir faaliyeti olarak nitelendirebiliriz. Zaten alınmış kararlar, mutabakata varılmış dosyalar bu zirvelerde deklare edilir. Açıklanan her karar, çok uzun çalışmaların ardından alınan kararlardır. Hiçbir zirvede herhangi bir karara itiraz edildiğine dair bir haber çıkmaz. Çünkü, dediğim gibi kararlar önceden alınmıştır ve herhangi bir itiraz yapılacaksa zaten önceden yapılmıştır.
NATO’da kararlar konsensusla alınır. Bir ülke “hayır” derse, o karar alınamaz. Dolayısıyla bu zirveler NATO’nun dışa dönük olarak göstermek istediği şeklini, dayanıklılığını, gücünü, birlikteliğini anlatan, stratejik iletişime yönelik çalışmalardır.
Peki Ankara Zirvesi’nin kendi içinde bir önemi var mı?
NATO’nun Doğu kanadı, İttifak için çok daha önemli bir hâle geldi. Dolayısıyla Doğu kanadının liderliğini yapacak; güçlü siyasi ve askerî yapısı ile komşularıyla olan ilişkileri dikkate alındığında, bunun Türkiye’de yapılıyor olması ayrıca bir mesaj. NATO’nun kurulmasının gerekçesi olan ve mesaj vermek istediği ülkelere verilecek mesaj için en uygun yer, bana göre Ankara.
“NATO’nun Artık ABD Olmaksızın Avrupa’yı Savunmak Gibi Bir Sorunu Var”
Şimdi NATO 3.0’dan bahsediliyor. NATO 2.0 neydi, NATO 3.0 Ne Olacak?
NATO’nun özellikle Soğuk Savaş sonrası üstlendiği bir misyon vardı ve bu misyon kapsamında NATO, “barış için ortaklık” kapsamında bütün ülkelere kapısını açtı. Açık kapı politikası dediğimiz bir siyasetle bütün dünyayı kucaklayan, herkesi barışa götürecek, barışa davet eden bir yapıdan bahsediyorduk. Ancak 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhakı, sonra da Ukrayna’yı işgaliyle birlikte NATO’da büyük çalkantılar oluştu. Özellikle de ABD’de Trump yönetimiyle birlikte NATO üyesi ülkeler için Avrupa-ABD arasında büyük ayrımlar meydana gelmeye başladı. Eskiden Atlantik-Avrupa ayrımından bahsederdik ama artık Kanada da Avrupa’yla birlikte hareket ediyor. Çünkü Kanada da Amerika Birleşik Devletleri’nin hedefi haline gelmeye başladı. Bu aslında Trump yönetimiyle, Trump’ın şahsıyla çok alakalı değil. ABD’de başkanın böyle bir politika yürütmesine ihtiyaç vardı ki Trump başkan oldu. Bu, ABD’nin dış politikasıdır.........
