menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadınların Teravihi: Hezeyana Karşı Hakikat

16 1
27.03.2025

Üsküdar Kaymakamlığı Valide-i Cedid Camii’nde inceleme başlattı. Olayın arka planında, erkeklerin sosyal medyada kadınların camiye gitmesini eleştiren paylaşımları var. Yüzlerce paylaşımla kıyasıya savunulan, kadınların bakım emeği, ev işleri ve ibadet için evde kaldığı; erkeklerinse çayevi gibi cami lokallerinde sosyalleşip camide ibadet ettiği toplum düzenidir. Türkiye’de kadınların camilerde insanlık haysiyetine uygun şartlarda ibadet edebilme talebi, başka birçok unsurun yanı sıra bu hezeyan, vehim ve söylemlere karşı verilen bir mücadeledir.

Bizim memlekette caminin önünden geçmek ayıp sayılırdı. Caminin önünde erkekler otururdu. Ama çok ilginç şekilde, ramazanda kadınlar teravihe gider, biz de camiyi kullanabilirdik. Bu bize çok ilginç gelirdi. (Kevser, 30, Din Kültürü öğretmeni)

Üsküdar Kaymakamlığı Valide-i Cedid Camii’nde inceleme başlattı. Olayın arka planında, erkeklerin sosyal medyada kadınların camiye gitmesini eleştiren paylaşımları var. “Valide-i Cedid Camii panayıra döndü” ve “Kadın cemaat cami içine taşmış”, “Kadın erkek aynı safta” gibi tepkilerin yüzlerce kez yeniden paylaşılmasıyla ilkin bir grup erkek, “kadınları denetlemek ve asayişi sağlamak” üzere camiye gitti. Ardından Üsküdar Kaymakamlığı devreye girerek camide inceleme başlattı.

Camide ve sosyal medyada tartışma çıkaran erkeklerin kadınlara yönelik öne sürdüğü iki temel sav var. İlki, “Camiyi panayır yerine çevirir, size tahsis edilen yerden caminin içine taşarsanız, biz gereğini yaparız”. Diğeri de “Evinde kıldığın namaz daha hayırlıdır” ve “Peygamber kadınların icatlarını (bid’at) görseydi İsrailoğullarının yaptığı gibi onları mescide gelmekten menederdi” rivayetleri.

Kadınların erkeklerle aynı safta ibadet ettiği savı bir çarpıtmadan ibaret. Kadınlar caminin ana mekânına taşıyorlar, çünkü kendilerine ayrılan alanlar çok yetersiz. Dolayısıyla bu gündem vehimden daha fazlasını, derinden bir bakışı hak ediyor. Kadınların deneyimleri üzerinden hakikate odaklanmalıyız. Bu doğrultuda, yaptığım bütün alıntılar, kadınların deneyimleri üzerine İstanbul’daki 27 camide etnografik gözlem ve 46 derinlemesine mülakatla tamamlanmış bir saha araştırması olan doktora tezimden. Fakat güven tesisi adına bütün isimleri değiştirdim.

Bu yazıda şu meselelere yakından bakacağız: Ramazanın beraberinde getirdiği şenlik ve kadınlar için teravih namazının önemi. İkincisi, kadınlar camilerin içine, nereden, nasıl taşıyorlar? Üçüncüsü, camide “asayişi sağlamak” ve güvenlik meselesi. Dördüncüsü, kadınların camiye gelmemesi için öne sürülen rivayetler. Ve son olarak, gerçekte kadınların talepleri neler?

Teravih: Kadınların Camiyle Bağı

Ramazan, Müslüman dünyasında gözlemlenebilecek en önemli kolektif iman tezahürüdür. Zira göz önündedir; mabetler en çok bu ayda ziyaret edilir, şehrin rutini ters yüz olur. Gündüzün hareketliliğini ödünç alan gece yaşamı, Divanyolu semtlerine ve elbette Tanpınar’ın tabiriyle, hakiki kadın saltanatının olduğu Üsküdar’a kayar.

1940’lara kadar, Yeni Cami, Eyüp Sultan, Fatih, Beyazıt, Ayasofya cami avlularına sergiler kurulur. Yazma eserler, Kur’an nüshaları, tespihler, çini evâni, çubuk takımları gibi muhtelif hediyeliklerle hurma, çörek, şekerleme gibi iftariyeliklerin satılmak üzere sergilendiği bu tezgâhlar kadınların uğrak yeridir. 19’uncu yüzyıl sonlarında Beyazıt ve Fatih camileri halkla hıncahınç dolar ama bilhassa Sultanahmet, Şehzade ve Laleli camileri kadınların mekânıdır. Halide Edip’in anılarında kadınların cami avlularında sergi gezdikleri, mukabele ve teravih için camiye girdikleri yer alır.

Aslında ramazanda toplumsal hiyerarşilerin simgesel anlamda dahi altüst olduğunu söyleyemeyiz. Ama geceleri teravih namazı için kadınların camilere kalabalık halinde iştirak ettiklerini görürüz ki bu da gündelik hayattaki cami normlarının tam tersidir. Üstelik kadınlar teravih namazına zor şartlarda katılırlar. Çünkü ramazan eşitlik ve dayanışma temalarıyla anılsa da kadınlar ve erkekler için aynı şekilde yaşanmaz; hanelerde sahuru hazırlayanlar, mükellef iftar soflarını kuranlar, öncesi ve sonrasıyla davetleri organize edenler genellikle kadınlar olduğundan bu ay erkeklere nazaran kadınlar için daha yorucu geçer.

49 yaşındaki öğretim görevlisi Esin, kadınların teravih namazına gitmek için ne kadar çabaladığını vurguluyor: “Yaşadığımız şehirde kadınların cami deneyimleri teravihten teravihe. Ama kültürel şartlarımız öyle bir noktada ki ramazanda kadınlar misafir ağırlamaktan, sofra kaldırmaktan, buna çok fazla fırsat bulamıyorlar. Gerçekten olağanüstü bir çaba sarfetmek gerekiyor.”

İşte bu çaba ve yorgunluğa rağmen teravih kılmak için camilere gidiyor kadınlar. Öyleyse bu ibadetin kadınlar için başka türlü bir anlamı var. Sözgelimi, “Teravihin küçüklükten beri güzel bir yeri var bende. Akşamları dışarı çıkıp kız arkadaşlarla namaza gidiyorsun” diyen 26 yaşındaki sosyoloji mezunu Gülizar için teravih, arkadaşlarla birlikte gece dışarı çıkma işlevi de gördüğünden ayrıca sosyal bir ibadet.

37 yaşındaki yoga eğitmeni Sinem anlatıyor: “Teravihte sanki daha bir kadınlara açık oluyor cami, kadın dostu hale geliyor. Sanki tüm komşu teyzeler toplanıp apartmandan hep beraber çıkıp teravih kılacakmışız gibi çok güzel oluyor. En son Ankara’da bir camiye oğlumla teravih namazına gittik… Bütün cami bana sahip çıkmış gibi hissettim ve inanılmaz mutlu oldum, çünkü çocuklu olmak çok zor bir şey zaten. Bir sürü ortamdan dışlanmışsınız. O anda camide çocuğumla kabul edilmek benim için unutulmaz bir tecrübeydi. Teşekkür ediyorum oradaki insanlara. Daha rahat giderim teravihlere şu an. Çocukken de çok severdim arkadaşlarımla gitmeyi. Rengârenk olur o ortam çünkü. Başörtülü olan olmayan herkes gelir. Çiçekli başörtüler, birisi etek giyer. Uzaktan bakınca rengârenk bir kadın tarafı olur.”

35 yaşındaki sivil toplumcu Rahime’ye göre, “Teravih kadın yoğunluklu bir ibadet. Şimdiye kadar hiç görmediğim teyzeleri gecenin bir yarısı dışarıda gördüğüm namazdır teravih, çok enteresan. Kadınlar için çok farklı bir zaman çünkü gecenin bir yarısı. Geceleri sokakları isteyen, geceleri sokakları alan kadınlar oluyor ramazan ayında. O yüzden değeri çok büyük.

İbadetin fazileti dışında teravihe iştirak etmenin altında yatan saikler, başka arkadaşlarla ve komşularla buluşup camiye gitmek, sohbet etmek, başka kadınlarla karşılaşmaktır. 58 yaşındaki emekli bankacı Nehir, birliktelik duygusunu vurguluyor: “Annemle gidiyoruz çünkü annem artık kendi başına evde çok zorlanır oldu. Hoca kıldırınca daha kolay oluyor. Ben evde de kılabilirim. Ama cami daha iyi. Namaz öncesinde bir sohbet oluyor. Bir de öyle güzel oluyor ki hanımlar cemaat oluyorsunuz. Hani gitmeyince, ‘Aa bir şey mi vardı, niye gelmedin?’ gibi hatır soruluyor, hoş bir ortam, muhabbet oluyor.

Öyleyse yılın geri kalanına kıyasla ramazan gecelerinde teravih namazıyla camiler, kadınların anlattığı gibi “ilginç, çok renkli, kadın dostu ve geceleri sokakları alan kadınların” mekânlarına dönüşürler. Genellikle camilerde hâkim olan eril tahakküm kaidelerini kalıcı şekilde değiştirme amacı güdülmez ama yıl boyu camilerden ötelenen kadınlar, teravihe katılmak için yoğun bir hareketlilik meydana getirirler. Ve geçici süreyle camiler “çok renkli” olarak deneyimlenir.

Türkiye’de kadınlar Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya coğrafyalarında olduğu gibi, Cuma ve bayram namazlarına genellikle katılmazlar. Birçoğu Cuma veya bayram namazını hayatlarında ilk defa ya Mescid-i Haram’da veya yurt dışı seyahatlerinde bir diaspora camisinde kılmıştır. Yani kadınların camiyle bağı neredeyse teravih namazıyla sınırlı. Bu bağı daha net görebilmek için gündelik hayatta kadınlara camilerde ayrılan yerlere bakalım. Zira iddia edildiği gibi, ramazanda kalabalık olan kadın cemaat “caminin içine” bu yerlerden “taşıyor”.

Kadınlar Caminin İçine Nereden “Taşıyor?”

Farklı camilerde tecrit düzenlemeleri: Sırayla fevkaniye, kafes, bodrum, kabin örnekleri.

Türkiye’de camilerde kadınlara yönelik mevcut uygulama, tecrit sistemidir. Fevkaniye (yapıyı çevreleyen galeriler), kafes (ahşap paravanlarla çevrili bölmeler), bodrum (caminin müştemilatından bir deponun ‘bayanlar mescidi’ne dönüştürülmesi) ve kabin (bir dört duvar köşenin perdeyle kapatılması) düzenlemeleriyle kadınlar camiden tecrit edilir.

Son yıllarda yaygın şekilde, “Kadınlar ve çocuklar kirletiyorlar, Cuma vaktinde erkeklere temiz açmamız lazım” diyerek, fevkani mahfilleri haftanın geri kalanında kilitli tutup sadece Cuma vaktinde erkeklere açıyorlar. Kılıç Ali Paşa, Zal Mahmut Paşa, Azapkapı ve Kadırga Sokullu Mehmet Paşa Camii, Rüstem Paşa Camii’nde olduğu gibi. Yani fevkaniyesi olsun ya da olmasın, gündelik hayatta neredeyse bütün camilerde kafes, kadınların tek seçeneği olarak karşımıza çıkıyor. Kafeslerse o denli karanlık ve camiden bağımsız ki namaz kılabilmeniz için bir “kıble ibaresi” bulunur........

© Perspektif