Yapay Zekâ Emek Piyasalarını Nasıl Etkileyecek?
Yapay dil işleme modellerinin kısa sürede büyük atılımlar yapması, özellikle gündelik hayattaki pek çok unsurun yapay zekâlarla gerçekleştirilmesine yönelik beklentiyi de kuvvetlendirdi. Bu hususta mesleklerin ve emek piyasaların geleceği çok önemli bir yer tutuyor. Peki, Sanayi Devrimi’nin başında Luditlerin korkuyla tekstil makineleri için dile getirdiği gibi: Yapay zekâ devrimi işlerimizi elimizden alacak mı?
MUSTAFA RUNYUN 7 Şubat 2025Son birkaç yıldır dünya gündemini hem meşgul eden hem de heyecanlandıran yapay zekâ gelişmelerinin bir yenisi geçtiğimiz günlerde Çin’den geldi. DeepSeek isimli yapay zekâ şirketinin DeepSeek-R1 ismini verdiği yapay zekâ modeli yaklaşık iki yıl gibi bir sürede ve 6 milyon dolar gibi bir bütçe ile Amerikalı muadili ChatGPT-o1’i performans testlerinde yakaladı. Amerikalı OpenAI tarafından geliştirilen ChatGPT yapay zekâ programı yaklaşık 10 yıllık bir birikim ve 100 milyon dolara mal olmuştu. Bu da Amerikalı şirketin piyasa üstünlüğüne gölge düşürmüş oldu. Çip ambargosu sebebiyle Çinli şirketin iddialarının doğru olmadığı, Elon Musk ve Scale AI’ın CEO’su Alexandr Wang gibiler tarafından iddia edilse de DeepSeek, model eğitimi için kullanılan çiplerin daha düşük performanslı ama ambargoya dahil olmayan NVDIA markalı çipler olduğunu açıkladı. Bu da DeepSeek-R1 yapay dil işleme modelinin sadece finansal olarak düşük maliyetli değil aynı zamanda -şirketin iddiaları doğruysa- muadillerine göre onda bir işleme gücüyle eğitilebildiğini gösterdi.
Küresel Yapay Zekâ Rekabeti ve Teknoloji Yarışları
Son yaşanan uluslararası rekabet örneğinin diğerlerinden daha çarpıcı olan tarafı, özellikle Amerika’daki teknoloji şirketlerinin yapay zekâ çalışmalarında yetişilemeyecek kadar teknik bilgi makasını açtığı iddia edildiği bir dönemde gelmesi oldu. Trump’ın ‘Amerika’yı yapay zekâ ve kripto başkenti’ yapacağını söylediği ve Amerika’daki dev bütçeli Stargate ortak projesine federal destek sağlayacağını açıkladığı bir dönemde bu hamlenin gelmesi, piyasa tahmin ve beklentilerini de altüst etti. Beklentilerin tepetaklak oluşunu son dönemde çok hızlı şekilde hisse fiyatı artan Amerikalı çip üretici NVDIA şirketinin hisse fiyatının birden düşmesi ile de görmek mümkün. Özellikle kısa dönemde büyük yapay zekâ ve dil işleme modellerinin daha düşük işlem gücü gerektiğinin görülmesi kısa vadede -belki de orta vadede- yüksek performanslı çiplere olan talebin düşeceği beklentilerini yarattı.
Peki, bu yapay zekâ yarışını etik kaygıların ve fütüristik spekülasyonların ötesinde nasıl anlamak gerekiyor? Yapay zekâ, hiç şüphe yok ki teknolojik gelişme ve otomasyon ayağının son ve en önemli gelişmesi oldu. Yapay dil işleme modellerinin kısa sürede büyük atılımlar yapması, özellikle gündelik hayattaki pek çok unsurun yapay zekâlarla gerçekleştirilmesine yönelik beklentiyi de kuvvetlendirdi. Bu hususta mesleklerin ve emek piyasaların geleceği çok önemli bir yer tutuyor. En kısa ve de klişe haliyle, -Sanayi Devrimi’nin başında Luditlerin korkuyla tekstil makineleri için dile getirdiği gibi-: Yapay zekâ devrimi işlerimizi elimizden alacak mı?
Yapay Zekâ Devrimi: İşlerimizi Elimizden mi Alacak?
Son dönemde sosyal bilimler alanında ‘otomasyon ve işlerin geleceği’ üzerine geniş bir literatür oluşmaya başladı. Özellikle 80’lerden beri her ne kadar teknolojik gelişmeler işleri otomatize hale getirse de – Sanayi Devrimi’nden beri demek genel geçer manada mümkündür- istihdam ve meslekler bir şekilde bu değişim ve dönüşümden yara almadan devamlılığını sürdürmüştü. Bu anlamda otomasyonun rutin işleri (veri girişi, sekreterlik ve kayıt işlemleri vs.) emek piyasasından izale ettiği görülse de, bu gelişmelerin yeni iş alanları ve meslekler yarattığı da herkesin malumu. En bilinen ATM örneğinde olduğu gibi: Bankacılık ve finans sektöründe bir devrim yaratan ATM teknolojisinin veznedarlığı yok edeceği, fiziki banka şubesi sayısını azaltacağı ve sektörde büyük bir istihdam açığı yaratacağı düşünülüyordu. Her ne kadar veznedarlığa dair öngörüler büyük ölçüde tutsa da banka şube sayısında ve bu sektördeki istihdamda beklenildiği gibi bir azaltma yaratmadı. Bilakis sektör içinde yeni meslekler ve işler ortaya çıktı.
Bu alanda öncü çalışmalar yapan MIT’li David Autor’un belirttiği önemli bir nokta var: İş ve meslek ayrımı.ᵃ Meslekler, içindeki işlerden mürekkep kompleks bir organizasyondur. Bu açıdan, teknolojik gelişmeler genellikle mesleklerin içindeki işleri otomatize eder¹ ve mesleğin kendisini tamamen insan unsurundan ayırmaz. Bu sebeple, teknolojik gelişmelerin o mesleği icra edenler için üretkenlik artırıcı etkisi de yadsınamaz ve gözle görülebilir bir olgudur. Burada önemli olan husus otomasyonun emek talebini yok etmekten ziyade onu yeniden şekillendirdiğinin farkında olunmasıdır.
Emek Piyasalarında Kutuplaşma ve Ücret Dağılımındaki Dengesizlik
Burada altı çizilmesi gereken önemli bir nokta daha var: Her ne kadar gelişen teknolojilerin hâlihazırdaki emek sahiplerinin üretkenliğini artırabilme imkânı olsa da durum her meslek grubu ve sektör için bu kadar optimist değil. Özellikle rutin işlerin yoğunlukta olduğu sektörlerde ve iş kollarında (üretim bantları, büro işleri vs.) istihdam anlamında önemli daralmaları yaşandığı da bir gerçek. Bu sektörlerde istihdam daralması yaşanırken emek talebi önemli ölçüde yüksek teknik beceri ve yüksek fiziksel emek gerektiren meslek........
