250 Yıllık Eğitim ve Siyaset Tecrübesinden Heybeliada Ruhban Okulu’na Bakmak
250 Yıllık Eğitim ve Siyaset Tecrübesinden Heybeliada Ruhban Okulu’na Bakmak
250 Yıllık Eğitim ve Siyaset Tecrübesinden Heybeliada Ruhban Okulu’na Bakmak
Heybeliada Papaz Okulu’nun resmî, uluslararası düzeyde ve yüksek düzeyli bir teoloji mektebine dönüşmesi 19. yüzyıl misyonerlik faaliyetlerine, Tanzimat Fermanı sonrası Osmanlı ve gayrimüslim tebaanın modernleşme gerilimlerine dayanır.
Daha öncekilerde de kısmen gündeme geldiği gibi, gelecek hafta Ankara’da yapılacak NATO zirvesinde Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden eğitime başlaması Patrikhane tarafından aleni olmasa da gündeme getirilecek. Eğer tahminler tutarsa, fırsattan istifade 55 yıldır hayali kurulan amaca ulaşılacak. Fener Rum Patriği, yakın geçmişte “Eylül ayında görkemli bir açılışla” okulun yeniden faaliyete geçeceği demecini verdi ve yoğun görüşmeler trafiğini sürdürdü. Bu somut bir müjde mi yoksa ön alma mı? Yakında belli olacak. Aslında kapandığı günden beri sürekli gündemde olan okulun yeniden açılmasına yönelik gündem geçen sene (25 Eylül 2025) Cumhurbaşkanı’nın ABD ziyaretinde gündeme gelivermişti. Ardından bina yenileme çalışmalarına hız verildi, uluslararası bürokrasi kulisleri sıklaştı basında farklı cenahlardan değerlendirmeler gelmeye başladı. Bazılarına göre bir “adalet” ve “azınlık hakkı” olan mektebin açılması daha geniş çevreler için ise bir “mütekabiliyet” ve “güvenlik” meselesiydi. Hukuk, siyaset, diplomasi, din ve eğitimle girift bu sorunu anlamak için hem mektebin hamisi Fener Rum Patrikhanesi’nin bazı varoluşsal temellerine hem de okulun en azından 1844’ten sonraki hayatına, faaliyetlerine, misyonuna ve bu süreçte devlet ve toplum nezdindeki somut ve simgesel fonksiyonlarına bakmak icap eder.
Heybeliada (Halki) Ruhban Okulu’nun Temelleri
Bizans döneminde gözden düşen prenslerin hapsedildiği bir mekân olan Heybeliada’ya bir manastır inşası 809’a kadar uzanır. 860-862 Rus kuşatmasında hayli hasar gören manastır, ilerleyen tarihlerde ortodoksluğun tarihinde önemli bir yer işgal etmeye başladı. 1000’li yılların ortasından itibaren ise manastırda çok değerleri eserlerden müteşekkil bir kütüphane inşa edilmeye başlandı. Osmanlı döneminde kesintisiz birikime devam edildi bu eşsiz koleksiyon günümüze kadar geldi. Manastırın 120 binin üzerinde nadir esere sahip kütüphanesi uluslararası bir şöhret kazanmış durumdadır.
Heybeliada Manastırı’nda bir papaz mektebinin açılması Osmanlı tarihinin hazin ve radikal dönüm noktalarından birine rastlar. 1868’de başlayıp dört yıl kadar süren Osmanlı klasik ordusunun kabiliyetsizliğinin tescillendiği, Çeşme’de donanmanın yok edildiği ve büyük kayıpların verildiği Rus savaşının sonrasında, Rusya, Osmanlı tebaası Ortodoksları daha da kışkırtarak kazanımını maksimize etmeye gayret ediyordu. İşte bu süreçte Osmanlı Devleti Ortodoks tebaasının dinî haklar ve eğitim ihtiyacını gözeterek Rus kışkırtmasına set olması ümidiyle bazı ödünler vererek Patrikhaneyi yanında tutmaya çalıştıysa da 1774’te Küçük Kaynarca gibi sonuçları bu günleri bile etkileyen ağır şartları haiz antlaşmanın imzalanmasına engel olunamadı. Antlaşma şartlarından biri Rusya’nın Osmanlı topraklarındaki Ortodoksların hamisi olacağı idi. Rusya’nın özellikle Balkanlara Ortodoksluk ve milliyetçilik üzerinden müdahalesi 1820’lerde Mora isyanına ve büyük Müslüman kıyımlarına evrildi. İsyandan haberdar olduğu halde devleti bilgilendirmediği, hatta gizliden desteklediği gerekçesiyle Fener Patriği V. Grigorios 22 Nisan 1821’de Patrikhane kapısında idam edildi. Patriğin idama götürülürken çıktığı siyaha boyanmış kapı bugün hâlâ Patrikhane inisiyatifine bağlı olarak kapalı tutulmakta ve hakkında bazı söylentiler dolaşmaktadır.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun Açılışı
Heybeliada Papaz Okulu’nun resmî, uluslararası düzeyde ve yüksek düzeyli bir teoloji mektebine dönüşmesi 19. yüzyıl misyonerlik faaliyetlerine, Tanzimat Fermanı sonrası Osmanlı ve gayrimüslim tebaanın modernleşme gerilimlerine dayanır. Yüzyılın başından itibaren Rum tebaanın laik kesiminden tüccar aileler çocuklarını Avrupa’ya göndermeye başladı. Fransız İhtilali’nden ve diğer modern gelişmelerden etkilenen gençler, İstanbul’a döndüklerinde kilisenin dışında mektepler açmaya başladı. Bu süreçte Batı dünyasından gelen yoğun misyonerlik dalgası, nihai hedef Müslümanlar olsa da öncelikle Osmanlı gayrimüslimlerini rahatsız etmeye başladı. İşte bu süreçte Patrikhane tebaası üzerindeki otoritesini korumak için modern şartlara uygun din adamı yetiştirmek için kolları sıvadı ve 1844’te Heybeliada Ruhban Mektebi Ortodoks ruhaniler yetiştirmek üzere faaliyete başladı. Okula alınan talebeler Patrikhane’nin yetki alanından toplanıyordu. Okulun eğitimcileri Patrikhanenin ruhani meclisi Kutsal Sinod’un üyeleriydi. Böylece Patrikhane bu okul ile hem tebaasındaki modernist kesime hem de misyonerlere karşı çıpa vazifesi görecek bir kurum inşa etmişti. Ama okul ister istemez modernitenin kimlik ve milliyetçilik icatlarına duyarsız kalamayarak Helen ruhunun temsilcilerinden biri vazifesini de gördü.
1894 depreminde yerle bir olan Heybeliada Ruhban Mektebi binası, Sanayii Nefise mezunlarından meşhur Rum mimar Periklis Fotiadis tarafından tasarlanıp bugünkü hali üzere inşa edildi. 1914 sonrası, diğer Osmanlı mekteplerinde olduğu gibi burada da eğitim ciddi şekilde aksadı, önce orta kademe kapatıldı, sonra dört yıllık yüksekokul halinde akademiye dönüştü ve böylece 1923’e erişti. Cihan Savaşı ve Millî Mücadele döneminde gayrimüslim mekteplerinin kahir ekseriyeti gerek fiili, gerekse müfredat ve ideoloji bakımından ayrılıkçı, fesat faaliyetlerine hizmet etti. Lider ve merkez konumundaki Patrikhane de Türk devletinin aleyhinde çalışmaktan geri........
