Süreç ve Kürt Siyaseti
Süreç ve Kürt Siyaseti
Süreç ve Kürt Siyaseti
Süreç komisyonu çalışmasını tamamlayalı iki ay, “hele bir geçsin” denilen bayram geride kalalı bir ay oldu, ancak süreç yasası taslağından haber yok. Haber olmadığı gibi, ne zaman olur sorularının cevabı, bir açıklama, bir izahat da yok.
Başından beri ağırdı, başından beri yavaştı ama bir süredir hareket etmiyor. Memleketi elli senedir uğraştıran silahlı faaliyeti durdurup, etrafı saran yangından ülkeyi muhafaza edeceği rivayet edilen süreç durmuş, ilerlemiyor. Süreç komisyonu çalışmasını tamamlayalı iki ay, “hele bir geçsin” denilen bayram geride kalalı bir ay oldu, ancak süreç yasası taslağından haber yok. Haber olmadığı gibi niye ortada bir yasa taslağı yok, ne zaman olur sorularının cevabı, bir açıklama, bir izahat da yok.
Fena başlamamıştı hâlbuki. Bahçeli’nin konuşmaları ve Öcalan’ın çağrıları devletle PKK’nin, bölgede büyüyen yangının Türklerle Kürtleri içine almaması için yapılabilecekler konusunda ortaklaşabilecekleri havasını vermiş, bu havaya uygun olarak da Öcalan meşhur 27 Şubat çağrısını yapmış, ardından PKK Öcalan’ın çağrısına uyarak Mayıs ayında kendisini feshetmiş, Temmuz’da da silahsızlanma yolunda sembolik ilk adım atılmış ve birkaç silah deposunun “yetkililere” teslim edildiği haberleri çıkmaya başlamıştı. Öyle ki, barış güvercininin bir kanadının takıldığı, ikinci kanadının takılması için görevin devlette ya da iktidarda olduğu söylenir olmuştu.
Ne var ki, ikinci kanadı takması beklenen iktidar işleri ağırdan almayı seçti. Temmuz ayında silah bırakmanın ilk adımı atıldığında iktidar cenahı sürece siyasi ve hukuki bir çerçeve oluşturacak Meclis Komisyonunu kurma işini Ekim ayına bırakmanın yollarını arıyor, CHP’nin ısrar ettiği demokratikleşme paketini işlerin dışında tutmaya çalışıyordu. Komisyon Ekim ayına kalmadan kurulup çalışmaya başladığındaysa, haftalar, süreci uzatmaktan başka bir işe yaramadığı bugün iyice anlaşılan dinlemeler serisiyle geçti ve ancak iki ay önce bir siyasi ve hukuki çerçeve önerisi ortaya kondu. Ne var ki, komisyonun çalışmalarını tamamlayıp iyi kötü bir çerçeve önermesinin üzerinden iki ay geçmesine rağmen ne doğrudan süreçle ilgili bir adım atıldı ne de süreci kolaylaştıracağı varsayılan AİHM ve AYM kararları uygulandı. Hep yavaş gitmesine alıştığımız süreç iki aydır hareket etmiyor.
Adlı adınca ve doğru düzgün hiç tartışılmadı ama süreçteki atalet uzun zaman Suriye’yle, Suriye’deki süreçle açıklandı. Gecikme, çok yakın zamana kadar Suriye Kürtleriyle yeni rejim arasındaki ilişkinin nasıl seyredeceğinin bekleniyor olmasıyla izah edildi. Ocak ayında rejimle Kürtler arasında Türkiye’nin de olur verdiği bir mutabakatın oluşmasıyla, Suriye gecikmeye yol açabilecek bir faktör olmaktan çıktı.
Suriye bir faktör olmaktan çıktı ancak atalet devam etti. Yine adlı adınca konuşulmuyor ancak bir zamandır da İran savaşıyla silahsızlanmanın teyit ve tespitindeki gecikmenin atalete yol açtığı fısıldanıyor. Fısıldananlar doğruysa ve İran savaşı bir atalet faktörüyse ciddi bir sorunumuz var demek. Şundan: İran savaşının, İran etrafındaki fırtınanın yakın zamanda dinip dinmeyeceği belirsiz, muhtemelen dinmeyecek, dinse bile yine muhtemelen yeniden başlamak üzere dinecek. Kaldı ki İran’la ilgili tek mesele belirsizlik değil. Süreç perspektifinden bakıldığında İran’la Suriye’yi aynı çerçevede değerlendirmek pek isabetli değil. Değil, çünkü İran’da Kürtlerin ne yapacağının ya da Kürtlere ne olacağının........
