menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

20 Seçimdir Aynı Soru: Kadınlar Nerede?

10 0
03.04.2026

20 Seçimdir Aynı Soru: Kadınlar Nerede?

20 Seçimdir Aynı Soru: Kadınlar Nerede?

Kadınların yerel yönetimlerde eşit temsili sağlanmadıkça demokrasi eksik kalmaya devam edecek. Çünkü temsil eksikliği, karar alma süreçlerinin de tek taraflı kalması anlamına geliyor.

Türkiye’de kadınlar yerel siyasette seçme ve seçilme hakkını 1930’da kazandı; aradan 96 yıl geçti, yaklaşık 20 yerel seçim yapıldı, ancak bugün hâlâ yerel yönetimlerin büyük çoğunluğunda kadınlar yok. Çünkü tarih bize açık bir gerçeği hatırlatıyor: Haklar alınır; fakat eşitlik kendiliğinden ortaya çıkmaz, inşa edilir.

Türkiye’de kadınlar yerel siyasette seçme ve seçilme hakkını 1930’da kazandı; aradan 96 yıl geçti, yaklaşık 20 yerel seçim yapıldı, ancak bugün hâlâ yerel yönetimlerin büyük çoğunluğunda kadınlar yok. Çünkü tarih bize açık bir gerçeği hatırlatıyor: Haklar alınır; fakat eşitlik kendiliğinden ortaya çıkmaz, inşa edilir.

3 Nisan 1930, Türkiye’de kadınların yerel siyasete yurttaş olarak dahil edildiği tarih olarak kayda geçti. Belediye Kanunu’nda yapılan değişiklikle kadınlar, seçme ve seçilme hakkını elde etti ve böylece Cumhuriyet’in yurttaşlık tahayyülü kadınları da kapsayacak biçimde genişledi. Bu adım, dönemi için son derece ilericiydi ve Türkiye’yi birçok Avrupa ülkesinin önüne taşıdı.

Ancak bu tarih, yalnızca bir kazanımın değil, aynı zamanda tamamlanmamış bir dönüşümün başlangıcı olarak da okunmalı. Çünkü aradan geçen yaklaşık bir asır, hukuki hakların varlığının tek başına eşit temsil üretmeye yetmediğini açık biçimde ortaya koyuyor.

Bugün gelinen noktada mesele, kadınların siyasal haklara sahip olup olmaması değil; bu haklara ne ölçüde erişebildiği, bu hakları ne ölçüde kullanabildiği ve daha önemlisi karar alma süreçlerinde ne kadar etkili olabildiği. Dolayısıyla sorun artık hukuki eşitlikten ziyade fiili eşitliğin tesis edilip edilmediği.

Süreklilik Gösteren Eşitsizlik

1930’dan 2024’e kadar geçen süreçte Türkiye yaklaşık 20 yerel seçim deneyimi yaşadı. Bu uzun dönem, demokratik temsilin nasıl şekillendiğini anlamak açısından güçlü bir veri zemini sunuyor. Ancak bu veri, kadın temsili açısından incelendiğinde, ortaya çıkan tablo ilerlemeden çok sürekliliğe işaret ediyor.

Yaklaşık bir asırlık bu dönemde seçilen kadın belediye başkanı sayısı yalnızca 150’de kaldı. Bu, seçim başına ortalama 7–8 kadın belediye başkanı seçildiği anlamına geliyor. Oysa aynı dönemde binlerce belediye başkanının seçildiği, yerel yönetimlerin sürekli el değiştirdiği ve siyasal rekabetin canlılığını koruduğu düşünüldüğünde, bu sayı yalnızca düşük değil, aynı zamanda yapısal bir dışlanmanın göstergesi olarak okunmalı.

2024 yerel seçimleri sonrasında kadın belediye başkanı sayısının 78’e yükselmiş olması, yüzeyde bir artış izlenimi yaratsa da toplam içindeki payın yalnızca yüzde 5–6 bandında kalması, bu artışın yapısal bir dönüşüme işaret etmediğini gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de yerel yönetimlerin ezici çoğunluğu hâlâ erkekler tarafından yönetiliyor ve bu durum büyük ölçüde sabit kalıyor.

Kadınların yerel siyasetteki temsiline yalnızca sayısal açıdan bakmak yeterli değil. Zira, eşitsizlik aynı zamanda mekânsal bir karakter taşıyor. Türkiye’de........

© Perspektif